KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8707 E., 2012/15479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
590 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/02/2011 tarih ve 2008/1118-2011/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili davacının davalı bankanın Carrefour şubesindeki hesabından 15.02.2007 tarihinde İnteraktif Bankacılık sistemi ile iki ayrı işlemle tanımadığı ... ve ... adına 850'şer TL havale edilerek çekildiğini, bankadan talep edilmesine rağmen müvekkili hesabından paranın iade edilmediğini ileri sürerek 1700 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının kendi kusurlu davranışı ile bu zarara sebebiyet verdiğini, internetin tüm bireylere açık bir iletişim aracı olduğunu, müvekkili bankanın sorumluluğunun kendi web sitesinden gerçekleştirilen işlemlerin güvenliğini sağlamakla sınırlı olduğunu, şifrelerin ele geçirilmesinin banka sistemine girilerek gerçekleştirilmediğini, davalı bankanın kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının, davalı bankada bulunan parasının internet üzerinden ve davacının şifresi ele geçirilerek yapılan 2 adet internet işlemi ile 15.02.2007 tarihinde ayrı ayrı 850 TL olmak üzere toplam 1700 TL olarak çekildiği, davacının şifresini 3. kişilere verdiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bilirkişi tarafından teknolojik yöntemler kullanılarak ve banka uzmanı kötü niyetli kişilerce ve internet korsanlık yöntemleriyle davacının şifresinin ele geçirilerek kullanıldığının tespit edildiği, davalı bankanın uygulamaya aldığı,
"akıllı anahtar" denilen ve tek kullanımlık şifre üreten cihazı olaydan üç buçuk ay önce uygulamaya aldığı ve bu cihaz hakkında davacıyı bilgilendirdiğinin ve davacıyı bu cihazı kullanmaya mecbur bıraktığının ispat edilemediği, davacıya isnat edilebilecek mahiyette müterafık kusurun bulunmadığı, kusurun davalı bankada olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sahtecilik işleminin bankaya karşı gerçekleşmiş bulunmasına ve kanıt yükü kendisinde bulunan davalının şifrenin davacının eylemleri sonucu ele geçirildiğini kanıtlayamamış olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davalı bankanın, sisteme yabancı kişilerin girmemesi için gerekli tüm önlemleri almış olduğu, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Keza davacının, davalının opsiyonel olarak sunmuş olduğu son teknoloji ürünü ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Tüm bu olgular bilirkişi raporunda vurgulanmıştır. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8707, K. 2012/15479, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama