KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8717 E., 2012/15607 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- ÇEŞME ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2000/302 E.
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22/02/2011 tarih ve 2010/60-2011/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, tarafların 05.03.2000 tarihinde imzaladıkları sözleşme ile davalı tarafın otelini 2000 yılında tesettür turizmine uygun hale getirmeyi, davacının da oteli tek başına pazarlamayı taahhüt ettiklerini, sözleşmenin imzalanmasından sonra yaşanan bir takım anlaşmazlıkların giderilebilmesi bakımından ek sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının üzerine düşen tüm ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına karşılık davalının bugüne kadar üzerine düşen hiç bir yükümlülüğü yerine getirmediğini, oteli tesettür turizmine uygun hale getirmediğini,
oteli başka turizm şirketine kiraladığı gibi bizzat kendisinin de müşterilere kiraladığını, bu nedenlerle davacının kendi müşterilerine yer bulamadığı gibi, otelin reklamlarında belirtildiği gibi tesettür turizmine uygun olmadığını gören müşterilerin rezervasyon iptallerine neden olduğunu, müvekkilince davalıya verilen (9.500,00) TL'nin Temmuz-Ağustos ayı faturalarından % 20 oranında düşülmek suretiyle geri ödenmesi gerekirken, faturaların tüm bedel üzerinden kesilmesi suretiyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin boş yere reklam giderleri yapmak zorunda kaldığını,
müvekkilinin ödemelerinde problem çıkması halinde kullanılmak üzere verilen teminat mektubunun ödemelerde hiç bir problem olmamasına rağmen nakde çevrildiğini ileri sürerek, asıl davada (102.609,50) reklam giderlerinden doğan maddi zararları ile (9.500,00) TL nakdi teminatın faiziyle birlikte geri ödenmesine, birleşen davasında ise, nakde çevrilen teminat mektubu bedeli olan (15.000,00) TL' nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 05.03.2000 tarihli sözleşmenin sonradan düzenlenen 25.05.2000 tarihli sözleşme ile yürürlükten kaldırıldığını, ikinci sözleşmede tekel şeklinde otelin tahsisinin değil imkan ölçüsünde tahsisinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre tüm reklam ve tanıtım giderlerinin tarafların kendilerine ait olduğunu, davacı tarafından yapılan tahsis ve oda kapatma listelerinden ancak 3-5 müşteri girişi olması nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle avans ödemesinin mahsubunun yapıldığını, davacının rezervasyon ve oda kapatma işlemleri nedeniyle uğranılan müvekkili zararının (150.000,00) TL' nin üzerinde olup teminat mektubu ve avans ödemesinin bu zararın çok küçük bir kısmının karşılığı olduğunu belirterek asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafça reklam giderlerinin tazmini istenmiş ise de, 25.05.2000 tarihli ek sözleşme kapsamında reklam giderlerinden davacının kendisinin sorumlu olacağının düzenlenmiş olması karşısında bu yöndeki talebin reddi gerektiği, yine, Sözleşme'nin 5. maddesinde yer alan ödemelerde sorun çıkması halinin davacının sözleşme tahtında davalıya karşı yerine getirmek zorunda olduğu her türlü parasal yükümlülüğü kapsayacak şekilde yorumlanması gerektiği,
bu durumda rezervasyonların hemen hemen tamamının iptal edildiğinin davacının kabulünde bulunması ve davalının oteli tesettür turizmine uygun hale getireceğine dair bir taahhüdünün de bulunmaması karşısında teminat mektubu bedelinin istirdadına ilişkin talebin de reddi gerektiği, diğer taraftan taraflar arasındaki Sözleşme'nin 5. maddesinde ödenen 9.500,00 TL'nin teminat amacı ile yapılmış bir ödeme olmayıp, davacının rezervasyonlarını yaptığı müşterilerin ödemelerinden davalıya verilecek kısma ilişkin bir ödeme vasfında olduğu,
bu bakımdan davalı tarafın bu ödemeyi sözleşmenin ihlalinden dolayı uğradığı maddi zararlara karşılık olarak uhdesinde tutmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8717, K. 2012/15607, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama