KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15837 E., 2013/14170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2012 tarih ve 2011/152-2012/358 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 17.220 TL'nin altında bulunduğundan HUMK.'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan şirketin asıl borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu hesap kat ihtarına rağmen ödemediklerini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz etiklerinden takibin durduğunu ileri sürerek 11.564,92 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının icra takibinde, borcun 26/10/2009 tarihli kredi sözlemesinden kaynaklandığını belirtildiğini, dava dilekçesinde ise 02.04.2007 tarihli kredi sözlemesinden kaynaklandığının belirtildiğini, müvekkillerinin borcu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre.
16.06.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi gereğince asıl borçlu olan davalılardan ...nin borcunu ödememesi nedeniyle, asıl borçlu ile kefil sıfatını taşıyan diğer davalılar ... ve ... tarafından da kat ihtarına rağmen borcun ödenmediği, asıl borçlu davalı şirketin 10.994,90 TL, kefillerden davalı ...'in 10.246,23 TL ve davalı ...'in ise 10.320,09 TL'den sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılardan Bilser Gıda. San. Turizm. Nak. Tic. Ltd.
Şti.'nin borcun 10.994,90 TL’sinden, diğer davalı ... ...n 10.246,23 TL’sinden ve davalı ... ...n 10.320,09 TL’sinden sorumlu olmaları kaydıyla tahsilde tekerrüre yol açılmaması kuralına riayet edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dava tarihinden itibaren bu rakama temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava kredi alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davaya dayanak genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin 71. maddesinde, kredinin ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı üzerinden temerrüt faizi uygulanabileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin akdi faiz oranını düzenleyen 18. maddesinde ise, davacı bankanın yetkili merciler tarafından azami hadler belirlendiği takdirde bu hadleri veya değişiklikleri geçmemek kaydıyla bankanın serbestçe belirleyeceği faiz oranın uygulanacağı belirtilmiş, faizin oranı sözleşmeye yazılmamıştır. Buna ilişkin herhangi bir veride dosyaya sunulmamıştır.
Hal böyleyken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faizi oranı %80 olarak belirlenmiş, hesaplamalar bu oran esas alınarak yapılmıştır. Buna göre, bilirkişi tarafından hesaplamalara esas alınan temerrüt faizi oranının nasıl tespit edildiği anlaşılamadığı gibi, bu oran esas alınarak yapılan hesaplamanın da denetim imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu alacağa uygulanacak temerrüt faizi oranın, denetime elverişli olarak gösterildiği bilirkişi raporu veya ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve denetim imkanı bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15837, K. 2013/14170, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama