KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1931 E., 2013/18369 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
357 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/06/2012 tarih ve 2010/961-2012/882 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya verdiği taşıma hizmeti karşılığında fatura düzenlediğini, teslim edilen ve süresinde itiraz edilmeyen faturaların ödenmediğini, anılan fatura bedellerinin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaların bulunmadığı, davalı şirket adına takip edilen cari hesap durumunun incelenememesi sebebiyle 4 adet iade faturasının işlenip işlenmediği ve takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarının icra dosyasındaki ile aynı olup olmadığının davacı defterlerinden tespitinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma akdinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi davalı da akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacı, alacağının varlığını geçerli delillerle kanıtlamak zorundadır.
Bu kapsamda davacı, ticari defterlere delil olarak dayandığından mahkemece, davacının uyuşmazlığın çıktığı yıla ilişkin ticari defterlerinin istenip öncelikle borcun doğumu bakımından o yıla ait defterlerin incelenmesi gerekir. Her ne kadar mahkemece bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan bilirkişi raporu çelişkili olup hükmü izleme olanağı vermemektedir.
HMK'nun 267 vd. maddeleri uyarınca bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve kurulan hükmü izlemeye imkan vermesi gerekir. Bu durumda içinde taşıma ve muhasebe alanında uzman bilirkişilerin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden hüküm kurmaya ve kurulacak hükmü izlemeye imkan verecek şekilde rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1931, K. 2013/18369, 21 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama