KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3153 E., 2024/5518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/311 Esas, 2023/253 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/260 E., 2020/371 K.
Karar Metni
1.148 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin ÜLKER grubuna dahil başta yemeklik yağ ve margarin olmak üzere her türlü gıda maddesinin üretim ve ticaretini yapan bir şirket olduğunu, adına tescilli "BİZİM" ibareli markaların bulunduğunu, bu markaların "yenilebilir yağlar" mallarında tanınmışlık kazandığını, davalı Şirketin ise 2017/87094 sayılı "BİZİM TAD ESNAF LOKANTASI" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun asli unsurunun da müvekkili markalarında olduğu gibi "BİZİM" ibaresi olduğunu, başvuruda yer verilen "TAD" ibaresinin,
hiç kimsenin tekeline verilmesi mümkün olmayan ve tüm gıda maddeleri için kullanılabilecek bir ibare niteliğinde bulunduğunu, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik olduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, seçenek özgürlüğü olan davalının, başvuru konusu ibareyi tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2673 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; "BİZİM" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacı markalarında "BİZİM" ibaresinin tek başına esas unsur olmaktan çıktığını, ayrıca davacının bütün markalarını kullandığını ispatlamadığını, davacı markalarının seri marka vasfını haiz olmadığını, müvekkili başvurusunun özgün ve ayırt edici bir marka olduğunu, müvekkili başvurusuna zemin, harf ve grafik unsurları da dahil olmak üzere bütünsel olarak ayırt edicilik sağlandığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "Bizim Tad Esnaf Lokantası" ibareli marka başvurusu ile davacının "BİZİM" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada "BİZİM" ibaresinin asli unsur olarak yer aldığı,
davacı başvurusundaki "tad", "esnaf" ve "lokanta" ibarelerinin, gıda ve içecek maddeleri açısından herkesin kullanabileceği cins, vasıf, tür olarak tanımlayıcı ibareler oldukları, bu itibarla markaların karşılaştırılmasında esas alınamayacakları, markalar arasında emtia benzerliğinin de oluştuğu, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği,
dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası anlamındaki koşulları ile dava konusu markanın kötü niyetli olduğu hususları kanıtlanmasa da bu durumun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu TÜRKPATENTİN 2019-M-2673 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2017/87094 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu edilmiş başvuru ile itiraz gerekçesi markaların "bizim" ibaresini ortak unsur olarak içerdiklerini, ancak başvuru konusu markada "bizim" ve "tad" ibarelerinden herhangi birisinin diğerine göre ön plana çıkartılmadığını, bu ibarelerin birlikte kavramsal bir bütün oluşturan "bizim tad" ibaresinden oluştuğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan "bizim" ibaresinin markasal ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bütün bu nedenlerle, başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin dava konusu markalar arasında benzerlik ve ilişki olduğuna dair değerlendirmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının aksine dava konusu müvekkiline ait markanın ayırt edicilik vasfını haiz bulunduğunu, markalarda ortak olarak yer alan “BİZİM” kelimesinin tek başına karıştırılma ihtimali için yeterli olmadığını, çünkü bu ibarenin ayırt edici gücünün son derece düşük olduğunu, her markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alındığında, davacının markası/markaları ile müvekkili adına tescil edilen marka arasında benzerlik olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "Bizim Tad Esnaf Lokantası" ibareli başvurusu ile davacının itirazına mesnet "Bizim" ibareli markaları arasında, dava konusu marka kapsamında yer alan 4 üncü sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu,
zira davacının itirazına mesnet markalarında asli unsur olarak yer alan "Bizim "ibaresinin dava konusu markada da asli unsur olarak aynen yer aldığı, dava konusu markada yer alan diğer unsurların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu markanın davacının "Bizim" ibareli seri markalarının devamı olarak algılanacağı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/9003 E. ve 2016/3707 K. sayılı ilamında da "TADBİZİM" ibareli marka başvurusunun, davacının itirazına mesnet "Bizim" ibareli markaları ile benzer kabul edildiği,
ayrıca dava konusu marka ile iltibas koşullarının oluştuğu kabul edilen davacı markalarının tescil tarihleri gözetildiğinde kullanım ispatının da aranamayacağı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3153, K. 2024/5518, 3 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama