KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2324 E., 2025/846 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1688 Esas, 2023/1475Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/729 E., 2019/812 K.
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini ancak müvekkilinin kat ihtarnamesine ve takibe dayanak yapılan 18.07.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde (...) herhangi bir sıfatla yer almadığını, sadece davalı ile dava dışı asıl borçlu arasında imzalanan 15.03.2008 tarihli ... kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçluya 19.03.2008 tarihli ... kapsamında herhangi bir kredi kullandırılmadığını, kullandırılan kredinin müvekkilinin taraf olmadığı 18.07.2007 tarihli GKS kapsamında kullandırıldığını ileri sürerek davacının icra dosyası sebebi ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kullandırılan kredilerden müştereken borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, dava dışı kredi borçlusu ... İnşaat Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'ye genel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, davacının da 19.03.2008 tarih ve 750.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeniyle kredi hesabının kat edildiğini, söz konusu borcun ihtarlara rağmen ödenmediğini, bu nedenle ilamsız icra takibi yapıldığını, borçluların takibe ve borca herhangi bir itirazları olmadığını ve takibin kesinleştiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı ... İnşaat Turizm San. Tic. Ltd.
Şti arasında 18.07.2007 ve 19.03.2008 tarihlerinde iki ayrı ... imzalandığı, davacı ...'in bu sözleşmelerden 19.03.2008 tarihli olanını kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı banka tarafından dava dışı şirkete imzalanan bu genel kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullandırıldığı, aynı zamanda davacı ...'in kullandırılan bu kredilerin teminatını teşkil etmek üzere taşınmazını ipotek verdiği, davalı banka alacağının takip tarihi itibariyle toplam 346.587,55 TL olduğu,
dolayısıyla davacının dava dışı firma tarafından kullanılan kredi sebebiyle sorumluluğunun devam ettiği, her ne kadar üçüncü bir şahıs tarafından dosyaya 170.000,00 TL kısmi ödeme yapılmışsa da davacının takip dosyasında kalan miktar için sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı banka tarafından mezkur sözleşmeler gereğince ve bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere kullandırılan krediler dolayısıyla müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, davalı banka tarafından davaya cevap dilekçesi ekinde sunulan ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalmayan 21.04.2010 tarihli davacı ... tarafından ...
Bankası Risk Takip Daire Başkanlığı'na hitaben yazılmış protokolde davaya konu edilen takip borçlarını kabul ettiği, ödeyeceğini belirttiği, takip tarihi itibariyle davacının borcunun da ödenmediği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarı nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2324, K. 2025/846, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama