KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/270 E., 2024/8482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/648 Esas, 2023/1392 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/138 E., 2021/24 K.
Karar Metni
1.206 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında sağlanan anlaşma gereğince, davalının şantiyesine hazır beton verildiğini, teslim edilen betonun tamamının sevk irsaliyesi ile davalıya teslim edildiğini, beton bedeline ilişkin tanzim edilen faturaların da davalıya imzalı olarak teslim edildiğini, teslim edilen faturalara karşı davalının itirazının olmadığını, teslim edilen betonun bir kısım bedelini ödediğini, 21.09.2018 tarihi itibariyle 1.360.714,37 TL olan cari hesap borcunu müvekkili firmaya ödemediğini,
müvekkili firma tarafından davalıya 21.09.2018 tarih ve 3098 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve davalı aleyhine Gölbaşı İcra Müdürlüğü'nün 2018/1559 sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile davalının %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 04.03.2017 tarihinde "Hazır Beton Satış Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 4.1. ödeme şekli başlıklı maddesinin "1 aylık bir fatura bedelinin KDV hariç %50'lik kısmının cari hesapta bekletilmesi ve kalan kısmının 90 günlük çek ile ödenmesi, %50 bartır (daire karşılığı ödeme) oranına KDV dahil değildir.
Bartır da anlaşılmaması durumunda kaba inşaatın bitiminde kalan bakiyenin tamamı ödenecektir" hükmünün olduğunu, davacının sözleşmenin ilgili ödeme maddesindeki koşulları yerine getirmeden alacağın tümü üzerinden icra takibinde bulunduğunu, davalı firmanın sözleşmede belirtildiği gibi cari hesaba uygun şekilde 90 gün süreli çekler keşide ederek borcunun %50'sini bitamam ödediğini, davacının bakiye %50 alacağının daire karşılığı ödeneceği açık hükmüne rağmen ve bu konuda herhangi bir talepte bulunmadan alacağın tümü üzerinden icra takibi başlattığını,
davacının Ankara 18.Noterliğinin 21.09.2018 tarih ve 3098 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 1.360.714,37 TL alacağı ve 24.12.2018 günlü icra takibi ile aynı bedelin tahsilini talep ettiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bu tarihten sonra da devam ettiğini, sözleşmenin 3.maddesinde toplam 25.000m³ beton satışı yapılacağının açık bir şekilde yazıldığını, davalının halen yaklaşık 5.000 m³ beton alacağı bulunduğunu, davacının beton tedariki sürecinde sözleşmeye uygunluğuna bakılmaksızın birden çok kez dolar,
faiz ve/veya piyasa fiyatlarını bahane ederek haksız ve usulsüz olarak sadece "fiyat farkı" ifadesi yazılmak suretiyle birçok fatura düzenleyerek tebliğ ettiğini, davalı firmanın söz konusu faturalardan 21.09.2018 gün ve 047789 sıra sayılı faturaya itiraz ettiğini ve Ankara 55. Noterliğinin 19.10.2018 ve 23.10.2018 günlü ihtarnameleri ile iade ettiğini savunarak davanın reddini, icra takibi nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.1 maddesinde 1 aylık fatura bedelinin KDV hariç %50 kısmının cari hesapta bekletilmesi ve kalan kısmın 90 günlük çek ile ödenmesi, %50'lik bartır yani daire karşılığı ödeme hususu kararlaştırılmış ise de sözleşmeye göre bartır hususunun anlaşma ile belirleneceği, bu yönde taraflar arasında bir anlaşmanın olmadığı, alacak olarak takibe konu edildiği, bartır olarak ödeme hükmünün tarafların bu konuda anlaşamamaları nedeniyle geçersiz hale geldiği kanaatine varıldığı,
bu durumda alacağın takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı ve miktarının ne olduğu hususunun değerlendirilmesi ve çözümlenmesi gerektiği, tarafların ticari defterlerinde beton satımına ilişkin faturaların kayıtlı olduğu, taraf defterleri arasındaki farkın sadece davacı tarafından davalıya keşide edilen 21.09.2018 tarih 047789 numaralı 22.749,36 TL bedelli fiyat farkı faturasına ilişkin olduğu, bu haliyle tarafların defter kayıtlarına göre satıma konu beton bedelinin davacı defterinde alacak, davalı defterinde borç olarak kaydedildiği,
sözleşme hükmü gereği kaba inşaatın bitimi olarak değerlendirilme noktasında mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı itibariyle; sözleşmede yer verilen kaba inşaat ifadesinin ne anlama geldiği hususunun sözleşmede açık bir şekilde yazılı olmadığı, alınan rapor içeriği itibariyle kaba inşaatın takip tarihi öncesi itibariyle bitmiş olduğu, kaba inşaatın bitmemiş olduğu kabul edilse dahi; sözleşmenin 13/2 maddesinde; her ihtimalde alıcı tarafından sözleşme konusu malların tamamının işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakip 12 ay içinde teslim alınmasının şart olduğunun kararlaştırıldığı,
bu sürenin bittiği, bakiye betonun da bu süre içerisinde davalı tarafından talep edilmesi gerektiği, bu yükümlülüğün davalı tarafta olduğu, bu süreden sonra talep üzerine talebe konu miktarların davalıya teslim edildiği, en son teslim tarihinin 2018 Kasım ayında bittiği, kaba inşaatın bitmediği iddiası kapsamında davalının kaba inşaatın bitimi hususunda bir faaliyetinin bulunmadığı, bu hususta sözleşme hükmü uyarınca yükümlülük davalıda olmasına karşın davalının başkaca beton talebinin de olmadığı,
bu kapsamda karşılıklı borç yükleyen sözleşmede edimini ifa eden davacının takip tarihi itibariyle 1.306.269,41 TL asıl alacak yönünden davasında haklı olduğu, fiyat farkı faturasına konu alacağın ve davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiği hususunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2018/1559 sayılı takip dosyasında itirazının 1.306.269,41 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 261.253,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, istinafa gelenin sıfatı da gözetilerek İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, taraflar arasındaki hazır beton satımı sözleşmesinin 4.1 maddesinde 1 aylık fatura bedelinin KDV hariç %50 kısmının cari hesapta bekletilmesi ve kalan kısmın 90 günlük çek ile ödenmesi, %50'lik bartır yani daire karşılığı ödeme hususu kararlaştırılmış ise de bartır hususunun anlaşma ile belirleneceği, bu yönde taraflar arasında bir anlaşmanın olmadığı,
alacak olarak takibe konu edildiği anlaşılmakla bartır olarak ödeme hükmünün tarafların bu konuda anlaşamamaları nedeniyle geçersiz hale geldiği ve mahkemece alınan bilirkişi raporları ile alacağın takip tarihi itibariyle belirlenen miktarına hükmedildiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satıma dayalı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
2. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
3. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
4. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekillerince istinaf edildiği ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf istemi hakkında olumlu yahut olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda tarafların istinaf istemlerinin karşılandığı bir hüküm kurulması gerektiği gözetilerek anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/270, K. 2024/8482, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama