KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4448 E., 2025/3107 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1180 Esas, 2024/921 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/58 E., 2021/167 K.
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibaresini marka olarak 2003/34747 sayı ile tescilli ettirdiğini, "..." markasını piyasada saygın bir marka haline getirmek için büyük emek ve sermaye harcadığını, söz konusu müvekkili markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tanınmış marka olarak kayıt altına alındığını, davalının, müvekkili şirkete ait "..." ibareli markayı ticari unvanında kullandığını, müvekkilinin izin olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanmaya devam ettiğini, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını,
davalı şirketin ticaret unvanında kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğini, bu durumun müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, meni, refini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; bahsi geçen marka ile hiçbir ilgisinin olmadığını, dosyaya ibraz etmiş olduğu vergi levhasından da anlaşılacağı üzere, yakın arkadaşının isminin iki harfi ile kendi isminin iki harfini birleştirerek ortaya çıkan ... ibaresinin bir marka olduğundan haberdar olmadığını, bu davanın açılması ile "..."nın tanınmış bir terlik markası olduğunu öğrendiğini, taşımacılık işinin umut ettiği gibi gitmeyince faaliyetlerine 2014 yılında son verdiğini, o tarihten bu yana da "..." ibaresini kesinlikle kullanmadığını, davacının terlik markası varken kendisinin servis taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, marka haklarına tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava dilekçesinde davalının markasal bir kullanımı bulunduğunun iddia edilmediği, gerçek kişi davalının ticaret unvanı nedeniyle marka haklarına tecavüz olduğu iddiasının mevcut olduğu, ibraz edilen ticaret sicil kayıtlarına göre, davalının "..." şeklindeki ticaret unvanını da davadan sonra terkin ettirdiği, Vergi Dairesi'nce düzenlenen tutanağa göre de, ticari faaliyetine de fiilen 24.10.2014 tarihi itibariyle sonlandırdığı, buna göre 2014 yılından beri davalının herhangi bir ticari faaliyeti ve bu bağlı olarak markasal kullanımının bulunmadığı,
davacı şirketin faaliyet alanı ile davalının faaliyet alanının da farklı olduğu, iddia edilen turizm alanının da davacının marka tescilindeki sınıflar arasında yer almadığı, davalının, davacının marka haklarına herhangi bir tecavüzünün söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün tespiti, meni, refi istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, davacı adına tescilli ... ibareli markanın, davalının ticaret unvanında kullanılmasının markaya tecavüz teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4448, K. 2025/3107, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama