KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4857 E., 2025/3383 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/656 Esas, 2024/847 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/248 E., 2020/274 K.
Karar Metni
1.629 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” markalarını ciddi ve yoğun şekilde kullanarak markalarına ayırt edici nitelik kazandırdığını, davalının müvekkili adına tescilli ... markalarının aynısı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan 2002/19937 sayılı “...”, 2005/19882 sayılı “7 ...”, 2011/91472 sayılı “Yedi ...”, 2013/34700 sayılı “... Şekil” ve 2016/58573 sayılı “...” markasını kötüniyetle tescil ettirip kullandığını, davalı... Teks. Mağ. San. ve Tic. A.
Ş.’ne ait online satış sitesinde ve bu siteden alınan ürün ve faturada da ... markasının kullanıldığının tespit edildiğini, davalının aynı sektörde faaliyet göstermeleri nedeniyle müvekkilinden haberdar olduğunu, kötüniyetli hareket ettiğini, müvekillinin davalıdan haberdar olunca 28.06.2013 tarihinde davalıya eylemlerine son vermesini ihtar ile bildirdiğini, davaya konu markaların tescil edildiği şekilde kullanılmadıklarını, davalının müvekkili markalarına yaklaşmaya veya işbu markaların itibarından yararlanmaya çalıştığını,
müvekkili şirketin "..." ibareli markalar yönünden tescil ve koruma bakımından üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, taraf markalarının birbirinin devamı niteliği taşıdığını, ürünlerin kullanıldığı emtialar bakımından aynı/benzer tüketici kitlesine hitap ettiğini, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ileri sürerek davalılardan ... Giyim Ltd. Şti. adına tescilli 2002/19937 sayılı “...”, 2005/19882 sayılı “7 ...”, 2011/91472 sayılı “Yedi ...”, 2013/34700 sayılı “...
Şekil” ve 2016/58573 sayılı “...” markalarının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini, davalının adına tescil edilen ... markalarını tescil edildiği şekilden farklı kullanarak haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitini, durdurulmasını, önlenmesini ve davalı şirket aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 5.000,00 TL manevi, 5.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... (... Tesettür) temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu edilen " ..." markalı ürünün dava dışı Hepimiz Danışmanlık A.Ş.'ye ait "www.e-tesettür.com" adresinden ... yolu ile tedarik edilerek satışa sunulduğunu, "Yedi ..." markalı ürünün satışının ve üretiminin kendileri tarafından yapılmadığını, dolaylı yoldan tedarikle satışının yapıldığını, 28.08.2017 tarihinde Hepimiz Danışmanlık A.Ş.'den alınan ...'nin kapatılarak sitede ürünlerin satışına son verildiğini, ürün alımına ilişkin faturayı sunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Tekstil Konfeksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (...
Tekstil) vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın da davacı kadar eski bir firma olduğunu, piyasada en az davacı kadar tanınırlığa sahip bulunduğunu, hükümsüzlüğü istenen markalarını en az davacı kadar eskiye dayalı olarak kullandığını, müvekkilinin 09.08.2000 tarihinde "..." markasının 25. sınıfta tescili için başvurduğunu, ancak evrak eksikliği nedeniyle tescil edilmediğini, müvekkilinin "..." markasını gerek yazı gerek şekil biçiminde en az 15 yıldan beri tescilli olarak kullandığını, davacının hem hükümsüzlük hem tecavüz davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını,
davacının 5 yıllık hak düşürücü süre engelini kötü niyet iddiasıyla aşmaya çalıştığını, ancak müvekkilinin kötüniyetinin söz konusu olmadığını, davacının "..." markasının hiçbir ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, halk arasında da müvekkili ve davacı markalarının iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının, taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış olan 2002/19937 sayılı "..." markasını uzun süre önce tescil ettirip kullandığı, markanın esaslı unsuru olan "..." ibaresinin 2011/91472 sayı ile tescilli "..." markası içinde değiştirilmeksizin aynen kullanıldığı, emtia sınıflarının değiştirilmediği, ilişkili ve benzer tutulduğu,
bu kapsamda 2011/91472 sayı ile tescilli "..." markası yönünden kazanılmış hak koşullarının oluştuğu, davalıya ait, artık hak düşürücü süre geçmiş olmakla taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış olan 2005/19882 sayı ile tescilli "..." markasının uzun süre önce tescil ettirildiği ve kullanıldığı anlaşılıyor ise de bu marka içinde yer alan "7" ibaresinin "..." ibaresi ile eşit kuvvette bulunduğu, markanın esas unsurunun bütün halinde "..." ibaresi olduğu, diğer markalarda esaslı unsur olarak 7 ibaresine yer verilmediği, böylece esaslı unsurun değişikliğe uğradığı,
2013/34700 sayı ile tescilli "...+şekil" markasının içinde yer alan şekil unsurunun 7 rakamını andırmakla birlikte aynı kabul edilemeyeceği, tik işaretine benzeyen tasarım hâlinde bulunduğu, şu hâlde 2005/19882 sayı ile tescilli "..." markası yönünden davalının kazınılmış hakkının bulunmadığı, diğer markalarında hak düşürücü süre olan 5 yıllık sürede hükümsüzlük talebine konu edilmiş olmaları nedeni ile bu markalar yönünden de davalının kazanılmış hakkının bulunmadığı,
davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, diğer markaların hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalılardan...'e ilişkin iddianın internet sitelerindeki kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğundan ibaret olduğu, ürünlerin faturalardaki kullanımının "..." markası gibi göründüğü bu marka yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davacının uzun süre kullanıma sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığı,
bu kapsamda davalılardan... yönünden davanın reddinin gerektiği, bununla birlikte diğer davalının 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası ve 2016/58573 sayılı "..." markası yönünden kullanımlarının tartışılmasının gerektiği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 155. maddesi uyarınca önceki tarihli marka kaydı (2000/15610 sayılı ... markası) bulunan davacı tarafından açılan tecavüz davalarında davalının 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası ve 2016/58573 sayılı "..." markasına dayanılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan ürün görselleri üzerindeki kullanımın 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası olduğu,
"...+Şekil" markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, hak düşürücü süre içinde davacı yan tarafından yapılan ihtar ve açılan dava ile kullanıma karşı konulduğu, davacının davalının kullanımlarından haberdar olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, davacının gazete reklamları ile marka kullanımını öğrendiklerini iddia ettiği, reklamlardan itibaren derhal ihtar çekilmiş olması nedeni ile sessiz kalınmadığı, "..." ve "...+Şekil" markasının yukarıda açıklanan nedenler ile benzer mal ve hizmet sınıflarında bulunan davacıya ait markalar ile iltibas içinde bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...
Tekstil'in "...+Şekil" şeklindeki kullanımlarının ve varsa "..." şeklindeki kullanımlarının, davacının 2000/15610 sayılı "..." marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığı, kötüniyeti ayrıca ortaya konulamamış olan davalının tescilli markasını kullanması yönünden kusurlu kabul edilmesinin ve tazminata muhatap olmasının mümkün görülmediği gerekçesiyle, hükümsüzlük davasının kısmen kabulü ile,
davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine, davalıya ait 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markasının ve 2016/58573 sayılı "..." markasının davacının markalarına tecavüz niteliğinde olduğunun tespitine, varsa tecavüz fiillerinin durdurulmasına, maddi ve manevi tazminata yönelik taleplerin reddine, diğer markalara yönelik tecavüz davasının reddine, ...
Tesettür yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalı ... Tekstil vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. 2002/19937 ve 2005/19882 sayılı davalı markaları bakımından hükümsüzlük davası açılması için öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, 2011/91472 sayılı davalı markası bakımından kazanılmış hak koşullarının gerçekleştiği, dava konusu marka tescillerinin kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği,
her ne kadar İlk Derece Mahkemesince davacının "..." asli unsurlu markaları ile davalının dava konusu davalıya ait 2016/58573 sayılı "..." ibareli markası, marka işaretleri yönünden benzer bulunmuş ise de "..." ibareli dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira marka işaretleri arasında hiçbir benzerlikten söz edilemeyeceği, incelenen işaretlerde ortak kelime unsuru bulunmadığı,
"..." kelimesinin bilinen bir anlamının olmadığı gibi markaların bütünsel olarak yeterli düzeyde birbirlerinden uzaklaştığı, dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta anlaşılabildiği kanaatine varıldığı, davalıya ait 2016/58573 sayılı "..." ibareli marka yönünden, tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, emtia benzerliği bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmediği, tanınmışlığın varılan sonucu değiştirmeyeceği, davacının önceye dayalı hak sahipliğini gösterir delil bulunmadığı, dava konusu marka tescillerinin kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği,
sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının da kötüniyeti göstermediğinin kabul edildiği, davacı tarafından hükümsüzlüğü talep edilen 2013/34700 sayılı marka bakımından ise, her ne kadar "şekil+..." ibaresiyle tescil edilmiş ise de, markadaki şeklin "7" rakamının stilize edilmiş bir versiyonu olduğu, davalı tarafından sunulan faturalardan da davalının 2005 yılından itibaren markasını bu versiyon ile kullandığının anlaşıldığı, dava konusu 2013/34700 sayılı marka 25. sınıf "ayak giysileri" emtiasında tescilli olup, davalı adına tescilli 2005/19882 sayılı "7 ..." ibareli markanın kapsamında da "ayak giysileri" yer aldığı,
bu durum karşısında 2013/34700 sayılı "şekil+..." ibareli markanın, davalının 2005/19882 sayılı "7 ..." ibareli markasının asli unsuru muhafaza edilerek oluşturulduğu, bu nedenle 2013/34700 sayılı marka üzerinde davalının müktesep hakkının bulunduğu, markaya tecavüz istemli davada, Mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan ürün görselleri üzerindeki kullanımın 2013/34700 sayılı "...+Şekil" markası olduğu belirtilerek, davalı ... Tekstil Konfeksiyon İnş. San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin "...+Şekil" şeklindeki kullanımlarının ve varsa "..." şeklindeki kullanımlarının 2000/15610 sayılı "..." marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin kabul edildiği, dava konusu 2016/58573 sayılı "..." markasının davacı markalarına benzer olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
2013/34700 sayılı "...+Şekil" ibareli markanın ise davalının müktesep hakkı nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, hükümsüzlük şartları oluşmayan tescilli markaların kullanımının da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının markasını tescil ettirdiğinden farklı bir şekilde kullandığı veya markalarının tescil tarihlerinden öncesinde de kullanımının bulunduğu hususlarının ise iddia ve ispat edilmediği,
Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı ... Tekstil'in istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4857, K. 2025/3383, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama