KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5273 E., 2025/3928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1091 Esas, 2024/1201 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/370 E., 2023/185 K.
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi nedeniyle çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile kayyuma devredilen şirketlerden olduğunu, şirketin yönetim ve denetiminin devlet eliyle sürdürüldüğünü, davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticari faaliyet sonucunda takip dayanağı olan cari hesap ekstresi gereğince davacı şirketin davalı şirketten 614.759,97 TL alacağı bulunduğunu, davalı şirketin bu ödemeyi yapması için defalarca görüşüldüğünü,
ancak bu görüşmelerden hiçbir sonuç alınamaması üzerine davacı şirket tarafından borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalı şirketin borcun bulunmadığı ve daha önce yapılan mutabakat ile alacaklı olduğu gerekçesiyle haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirketin 2015 yılından bu yana çalıştıklarını, davalı şirketin ürettiği kumaşların, davacı şirketten alınan ve rolik diye tabir edilen yuvarlak kağıt makaralar üzerine sarıldığını, önceleri davacı şirketin güven ortamını temin etmek amacıyla 2015 yılında ve 2016 yılındaki teslimatlar ile ilgili hiç olumsuzluk tespit edilmediğini,
roliklerin ürün maliyeti içindeki payının çok düşük olması nedeniyle dikkat çekmediğinden davacı şirketin 2017 yılı Ocak ayından itibaren davalı şirkete teslim ettikleri roliklerle ilgili aldıkları kantar fişlerinin bir kısmını ikiye ayırıp birinci nüshayı fatura ekinde gönderdikten birkaç gün sonra ikinci nüshayı da ayrıca mal teslim etmemiş olmalarına rağmen davalı şirkete fatura ederek haksız kazanç sağladıklarını, faturalar incelendiğinde aynı tartıma ait kantar fişlerinin farklı tarihlerde düzenlenen faturalar arasına sıkıştırılarak tahsil edildiğinin anlaşılacağını,
davacı şirketin elindeki üç nüsha kantar fişlerini farklı tarihlerde farklı fişlerin olduğu faturalar arasında mükerrer olarak kullanarak tahsilat yaptığını, olayın fark edilmesi üzerine geriye doğru bütün alışverişlerin tek tek kontrol edilerek faturaların çıkartıldığını ve 2017 yılı Ocak ayından sonra düzenlenen faturalarda mükerrer kantar fişlerinin farklı faturalar ekinde kullanıldığının anlaşıldığını, bunun üzerine davacı şirket ile en son yapılan 23.03.2020 tarihli görüşmede, davacı taraf ile mutabık kalınan konular ve davalı şirketten yapılan fazla tahsilat miktarlarının bir protokole bağlandığını,
buna göre davacı tarafın davalı şirketten 2017/2018/2019/2020 yıllarında toplam 2.779.512,40 kg karşılığı 5.994.121,59 TL fazla tahsilat yapıldığının tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aldırılan bilirkişi raporuyla davacının mükerrer faturalandırması olduğunun tespit edildiği, davacının taraflar arasında düzenlenen 23.03.2020 tarihli protokoldeki imzasını inkar etmediği ancak bu imzanın baskı altında verildiğini belirtmesine rağmen buna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu konuda davacı şirket yetkilisinin bir şikayeti olmayıp soruşturmanın da bulunmadığı,
davacının mükerrer fatura olduğunu protokoldeki kendi imzası ile kabul ettiği, 23.03.2020 tarihli protokol ile davacının mükerrer faturalandırması birlikte değerlendirildiğinde davacının takip nedeni ile alacaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, İlk Derece Mahkemesinin olay nitelendirmesi ve gerekçesi nazara alındığında, takibe konu alacağın davacı tarafından yeterli ve kesin delillerle ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5273, K. 2025/3928, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama