KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2288 E., 2025/7583 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2105 Esas, 2025/200 Karar
- Hüküm
- Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... ... dershaneleri", "... ... okulları", "... ... ... okulları", "... ... ... okulları", "... ... eğitim kurumları", "nazmi arıkan ... ... yayınları şekil", "... ... merkezi", "... ...", "... ... okulları", "nazmi arıkan ... ... eğitim kurumları" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2020/... kod numarasını alan başvurunun ilanına itirazlarının reddedildiğini,
bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, oysa davalı şirketin 41. sınıfta yer alan hizmetlerde başvuru yaptığını, müvekkilinin Türkiye genelinde 140 adet ... ... eğitim kurumlarının bulunduğunu, ticaret unvanı ve işletme adlarının yanı sıra ... alan adının sahibi olduğunu, "... ..." markasının 1997 yılından beri büyük emek harcanarak yoğun ve yaygın kullanım, tanıtım çalışmaları sonucu eğitim ve öğretim hizmetleri ve ürünleri bakımından tanınmış marka haline geldiğini,
davaya konu olan “... ... ...” markası ile müvekkiline ait markalarının ayırt edilmeyecek kadar benzerlik içerdiğini, kötüniyetli başvurunun “... ...” esas unsurlu müvekkili markalarına yanaşma ve müvekkilinin markalarının itibarından haksız yarar elde etmeyi amaçladığını ileri sürerek YİDK'in... sayılı kararın iptali ile 2020/... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davalı şirkete ait 2020/... başvuru markası ile davacı şirkete ait itiraza gerekçe gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzemediklerini, markalarda ortak olarak yer alan "... ..." ibaresinin ayırt edicilik vasfı nispeten zayıf bir unsur olduğunu, bilim dünyasında ve özellikle eğitim-öğretim hizmetleri alanında yaygın kullanılan, bu tür hizmetler için doğrudan tanımlayıcı olan ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare niteliği taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın belirttiği markalar incelendiğinde, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin dahi bulunmadığını, “... ...” ibaresinin tek başına esaslı unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, ortalama tüketicinin “... ...” ibaresinin anlamını bileceğini, davacı marklarının esas unsuru "... ..." ibaresi olmadığı gibi ticaret unvanının da yalnızca bu ibareden oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının tescil başvurusu kapsamında bulunan malların/hizmetlerin davacının tescilli markaları kapsamında aynı/aynı tür/benzer olduğu gibi dava konusu markanın kapsamındaki 16. sınıfa ait malların, davacının 2018/... sayılı markasının kapsamında yer alan 35. sınıftaki 16. sınıfa ait malların satış hizmetleri ile ilişkili olduğu, dava konusu markada ihtilaf konusu “... ...” ibaresinin yer almasına rağmen, taraf markalarında ek kelime/şekil unsurlarının bulunması,
tertip tarzlarının farklılaşması gözetildiğinde marka bütünlüğü açısından davacının mesnet markaları ile aralarında yeterli ayırt edicilik bulunduğu, her ne kadar ortak “... ...” ibaresi mesnet markalarda bulunuyor olsa da, soldan sağa, yukarıdan aşağıya okuma kuralı gereğince, davalı markasının “...” şeklinde seslendirilmeye başlıyor olmasının işitsel yakınlaşmayı engellediği,
davacı tarafından eğitim öğretim hizmetlerinde “... ...” ifadesine kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırılmışsa da, kavramsal olarak ayırt edici niteliği bulunmayan bu sözcük tamlamasının ayırt edici bir kısaltma/kelime grubu ile kullanılmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/2 hükmü kapsamında bir korumaya dahil olmadığı, davacının bu tescile katlanması gerektiği, davacının dava konusu markanın esas unsuru konumundaki bütüncül olarak “... ... ...” ibaresi üzerinde dava konusu mallar/hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunmadığı,
davacının ticaret unvanı ile dava konusu marka arasında karıştırılma ihtimali doğmadığı, dolayısıyla davacının SMK'nın 6/6 hükmü kapsamında yaptığı itirazın da yerinde görülmediği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK’nın 6/5 hükmünde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 hükmü anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu durumu etkilemeyeceği, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacı tarafından devralınan itiraza mesnet markaların asli unsurlarının "... ..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği,
ayrıca dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "... ..." markasının ... bölgesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağından dava konusu "... ... ..." ibareli başvuru ile davacı ... ...
Merkezi Eğitim A.Ş. tarafından devralınan "... ..." ibareli markalar arasında, başvurunun tescil edilmek istendiği 16... . sınıf mal ve hizmetler yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, bu bağlamda da dava konusu YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile,
TÜRKPATENT'in... sayılı YİDK kararının iptaline, davalı adına tescil edilen 2020/... sayılı "... ... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2288, K. 2025/7583, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama