KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3678 E., 2026/915 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/214 Esas, 2025/564 Karar
- Karar
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/199 E., 2022/102 K.
Karar Metni
1.418 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "... ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı şirket tarafından ise "...... ibareli marka başvurusunun yapıldığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvurudaki asli ve baskın unsurun "... ibaresinden oluştuğunu, başvuruya farklı olarak eklenen "..." ibaresinin, markanın anlamını değiştirmediği gibi ayırt ediciliğinin de bulunmadığını,
müvekkilinin "... markası ile davalının marka tescil başvurusunda bulunduğu 7.,8.,9.,21. ve 35. sınıflarda birçok girişimde bulunduğunu, bu mal ve hizmetlerin, müvekkili markalarının tescil kapsamında da yer aldığını, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma tehlikesinin doğduğunu, bulunduğunu, müvekkili adına tescilli bulunan "... ibaresinin, yalnızca hedef kitlesi tarafından değil aynı zamanda, toplumun tüm kesimleri tarafından yüksek düzeyde tanınmışlığa eriştiğini, başvurunun tescili halinde davalı şirketin, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız menfaat elde edileceğini,
bu hali ile başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2020-M-3317 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru tescil edilmişse sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, davacının tanınmışlık ve kötüniyete ilişkin iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, dolayısıyla davanın sahibi olduğu markaların bilinirliğine zarar verileceği yönündeki davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında da bir benzerlik olmadığını, tüketiciler tarafından markaların karıştırılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına tescilli "... esas ibareli markalar ile davalının "...zen+şekil" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuruya konu işaretin, davacının tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmayacağı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünün uygulama alanı bulmayacağı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirketin 2019/17677 sayılı "...... ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 7, 8, 9, 11, 21. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının "... asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davalı başvuranın, davacının itirazına mesnet 2000/22475, 2003/34735, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/143 71... /93231 sayılı markalarına karşı kullanım ispatı talip ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği,
davacının bu karara yaptığı itirazın da YİDK'in 2020-M-3317 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının itirazına mesnet markalarının "... asıl unsurlu, dava konusu başvurunun da "...... ibareli olduğu, davacının markalarının asıl unsuru olan "... ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvurunun "...-... şeklinde telaffuz edileceği, tüketici nezdinde de bu şekilde algılanacağı, başvuruda farklı olarak yer verilen ve ülkemizde bilinen herhangi bir anlamı olmayan "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı,
davacının "... ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalarının bulunduğu da gözetildiğinde, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kanaatine varıldığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/662 E.,2024/8750 K. sayılı ilamında da "SKY... ibaresinin davacının "... asıl unsurlu markalarıyla benzerliğinin kabul edildiği,
tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince, öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu başvuru sahibi davalı, davacının başvuruya itirazına karşı görüşünde davacının itirazına mesnet 2000/22475, 2003/34735, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/143 71... /93231 markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, davacının 2000/22425, 2003/34735, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/14371, 2012/93231 sayılı markaları tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi markalar olduğu,
davacının işlem dosyasına 14. sınıf kapsamında kalan mücevher malları ve bu malların satışına ilişkin delil sunduğu davacının 2003/34735 sayılı markası kapsamında 14. sınıf mallar ve bu malların satışı yer almadığından davacının anılan markasını kullandığını ispatlayamadığının kabul edildiği ve anılan davacı markasının iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmadığı,
davacının 2000/22425, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/14371, 2012/93231 sayılı markalarının ise 14. sınıf mücevher mallarında ve bu malların satışı hizmetlerinde tescilli oldukları, davacının işlem dosyasında sunduğu delillerle anılan markalarını bahsi geçen mal ve hizmetlerde kullandığını ispatladığı kanaatine varıldığından, iltibas değerlendirmesinde 2000/22425, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/14371, 2012/93231 sayılı markaların tescil kapsamında yer alan 14. sınıf mücevher malları ile bu malların satışı hizmetlerinin dikkate alındığı,
davacının işlemden düşen 2014/111773 sayılı markasının da karıştırılma tehlikesi değerlendirilmesine esas tutulmadığı, bunun dışında kalan davacı markaları yönünden emtia karşılaştırılması yapıldığı, dava konusu başvuru sahibi davalının, davacının başvuruya itirazına karşı görüşünde kullanım ispatı talebinde bulunmasına rağmen, davaya cevap dilekçesinde kullanım ispatı talebinde bulunmadığından,
hükümsüzlük istemi bakımından iltibas değerlendirmesinin davacının itirazına mesnet markalarının tescil kapsamlarının dikkate alınarak yapılması gerektiği, bu açıklamalardan sonra tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince, dava konusu başvuru kapsamında 7, 8, 9, 11, 21. sınıf mallarla, 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı,
YİDK kararının iptali istemi yönünden değerlendirmede davacının 2000/22425, 2007/19545, 2011/96553, 2011/96599, 2011/14371, 2012/93231 sayılı markalarını kullandığını ispat ettiği 14. sınıf mücevher malları ile bu malların satışı hizmetleri dava konusu başvuru kapsamına yer almadığı gibi dava konusu başvuru kapsamında bu mal ve hizmetler ile benzer mal ve hizmette bulunmadığı,
dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. sınıfın 1-2-3 ve 4. alt grubunda yer alan hizmetlerin davacının kullanım ispatına tabi olmayan ve kullanımının ispatı talep edilmeyen 2014/25144, 2014/111762, 2018/106399, 2018/1064 01... /106400 sayılı markaları kapsamında aynen yer aldığı, bunun dışında başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler yönünden ise tarafların markaları arasında emtia benzerliği bulunmadığı kanaatine varıldığından,
davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından, dava konusu başvuru ile davacının 2014/25144, 2014/111762, 2018/106399, 2018/1064 01... /106400 sayılı markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf bir kısım hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğunun kabul edildiği,
hükümsüzlük istemi yönünden ise açıklandığı üzere emtia karşılaştırmasının, davacının 2014/111773 sayılı marka dışında itirazına mesnet tüm markalarının tescil kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler dikkate alınarak yapılması gerektiği, bu kapsamda inceleme yapılan, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan gerekçede gösterilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiği, yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediği,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairece bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporlarındaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanıldığı,
diğer taraftan, davacının "... asıl unsurlu markalarının kuyumculuk sektöründe belli bir bilinirliğe sahip olduğu dosya kapsamına sunulan delillerden anlaşıyor ise de dava konusu başvuru kapsamında farklı olarak yer alan ve karar gerekçesinde belirtilen mal ve hizmetler ile davacı markalarının tanınmış olduğu kuyumculuk ürünleri arasında bir ilişki bulunmadığı, bu mal ve hizmetlerin çok farklı sektörlere ilişkin olduğu, marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyi hep birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının oluşmadığı, davacının anılan maddeye dayalı iddiasının yerinde görülmediği,
sırf benzer marka başvurusunda bulunulmasının kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceği, bunun dışında davalı başvurusunun kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir hususun iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3678, K. 2026/915, 11 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama