KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4030 E., 2026/1030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/656 Esas, 2025/876 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/158 E., 2023/42 K.
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2020/147939 sayı ile “......” ibareli marka için davalı adına yapılan başvuruya, müvekkiline ait “....com, ...,..., ...” ibareli tescilli markalarına benzerlik ve tanınmışlık gerekçesi ile itiraz ettiklerini, bu itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığınca kabul edildiğini, davalının bu karara itirazlarının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından
kabul edildiğini, bu durumun hukuka uygun olmadığını, dava konusu markanın iltibasa neden olacağını, davacı şirketin markasının da kelime markası olduğunu, davalı markası ile benzerlik değerlendirmesinin kelimeler üzerinden yapılması gerektiğini, dava konusu markanın kendilerine ait “..., ......, ...” markaları gibi “SÖZCÜK+...” kalıbı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markaya benzer markalar hakkında yapılmış itirazlarının kabul edildiğini, davalı markasının 35. sınıfta tescil edilmek istenilmesinin iltibasa neden olacağını, müvekkilinin başta “...”,
“...” olmak üzere “sözcük+...” kalıbı ile oluşturduğu markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer “......” markasının tesciline izin verilmesinin müvekkilinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını ileri sürerek YİDK'in
2022-M-2066 sayılı kararının iptali ile 2020/147939 sayılı ...... ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin Türkiye’de farklı marka tescilleri bulunduğunu, WIPO nezdinde de tescil başvurusu yaptığını, www........com web alan adının kendilerine ait olduğunu, dava konusu markanın yayımına davacı itirazı hakkında verilen karara yönelik YİDK itirazlarının kabul edilerek markalarının tescil edildiğini, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin davacı markalarından haberdar olmasının kötüniyete ilişkin kanıt oluşturamayacağını, web sitesi tasarımlarının farklı olduğunu ve davacı markası ile karıştırılmaya yol açmayacağını,
ihtilaflı markaların bütünü itibariyle bıraktıkları intiba esas olduğundan markaları parçalara bölerek inceleme yapılmasının doğru olmayacağını, markalar arasında tek ortak ibare olan ‘‘...’’ ibaresinin anonim ve ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...... ibareli davalı ... başvurusunun, şekil unsuru içermeyen bir kelime markası olduğu, kavramsal olarak “toptan olan” ürünlerin “...” olduğuna ilişkin bir telmih içerdiği, bu kapsamda marka bütününde ... ibaresinin ... kelimesine yönelik tanımlama ve vurgu içerdiği, markada ayırt ediciliğin asıl olarak ... ibaresine yüklendiği, itiraz ve hükümüsüzlüğe mesnet gösterilen davacı markalarının tümünün... ve ... ibareleri etrafında türetilmiş seri markalar olduğu,
her iki taraf markalarında da ortak unsur olarak bulunan ... kelimesinin, Türk Dil Kurumu güncel Türkçe sözlük uyarınca “bu yerde” anlamını haiz olduğu, 35. sınıftaki “reklamcılık, büro, iş yönetimi, açık arttırma, mağazacılık” hizmetleri bakımından ... kelimesinin, ayırt ediciliği haiz bir marka işareti olduğu, ... kelimesinin bu hizmetlerin doğasına ilişkin doğrudan telmih edici ya da çağrışım yaratıcı bir etkisi olmadığı,
dolayısıyla asgari korumayı haiz bir marka işareti olduğu dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, taraf markaları arasında, ortak ... kelimesinin her iki marka da vurgulu şekilde yazılıp ön plana çıkartılmasından kaynaklı, düşük düzeyli de olsa görsel benzerlik olduğu, işitsel açıdan ... kelimesinin aynen telaffuzundan kaynaklı benzerlik bulunduğu, anlamsal açıdan ise, davacının... ve... ... ibareli markaları ile ...... ibareli davalı markası arasında anlamsal benzerlik olduğu, her iki markada da ... kelimesinin anlam kaybına uğramadan, vurgulu şekilde kullanılmış olmasının bu benzerliği arttırdığı,
öyle ki davalı markasının, davacının... markalarının, toptan ürünler için oluşturulmuş seri markası imajı taşıdığı, davalının “......” ibareli markasını gören bir tüketicinin, bu markayı, davacının “HEPSİ ...” ve/veya “... ...” ibareli markalarının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, çekişme konusu hizmetlerin tamamı bakımından,... ... ve/veya... ibareli davacı markaları ile dava konusu ...... markasının emtia listesinin aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, 2020/147939 sayılı ...... ibareli davalı markası ile... ve... ... ibareli davacı markalarının benzer olduğu;
davalı markasının kapsadığı çekişme konusu hizmetlerin tamamı bakımından hizmet listelerinin aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK)
6/1 maddesi uyarınca karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacının... markasının hem başvuru hem de dava tarihi itibariyle tanımış marka olduğu, somut olayda davalı markasının kapsadığı hizmetlerin, davacının... markasının tanınmış olduğu “online mağazacılık” hizmetleri ile aynı/aynı türden hizmetler olduğu, davalı markasının kapsadığı 35. sınıftaki “reklamcılık, büro, iş yönetimi, açık arttırma” hizmetlerinin ise, davacının online satış faaliyetleri ve tanınmış olduğu e-ticaret sektörü ile dolaylı da olsa benzer ve ilişkili hizmetler olduğu,
davalının markasını çekişme konusu olan 35. sınıftaki hizmetlerde tescil ettirmesi durumunda, davacının tanınmış... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğmasının kuvvetle muhtemel olduğu,
davacı markasının tanınmışlığının 35. sınıftaki çekişme konusu tüm hizmetler bakımından SMK’nın 6/5 maddesi anlamında tescil engeli ve hükümsüzlük nedeni yarattığı, davacının “HEPSİ ...” ibareli markasının “tanınmış marka” olmasının, somut olayda benzerlik ve iltibası arttıran bir unsur olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022/M-2066 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu 2020/147939 sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4030, K. 2026/1030, 23 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama