KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4034 E., 2026/856 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/218 Esas, 2025/636 Karar
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/169 E., 2021/259 K.
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/35735 sayılı "...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının reddine karar verildiğini, ancak davalı Şirketin bu karara yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından yerinde bulunduğunu ve müvekkili başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin gece elbisesi/tuvalet/abiye giyim üzerine üretim ve satış yaptığını,
bu nedenle İtalyanca "benim gecem" manasına gelen başvuru konusu ibareyi kendisine marka olarak tercih ettiğini, müvekkilinin başvurusuna yapılan itiraza gerekçe gösterilen markanın ise "..." ibareli olup, Türkçe'de "küçük ev" anlamına geldiğini, dolayısıyla markalar arasında anlamsal bir benzerlik olmadığını, davalı Şirketin, paspas, mutfak havlusu, bebek havlusu, bornoz, havlu, nevresim, otel grubu takımları, plaj havluları, pike, çocuk bornozu ürettiğini, taraf markalarının hem kelime anlamları, hem okunuş - yazılış şekilleri, hem ürettikleri mallara bakıldığında, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,
kaldı ki işbu markanın müvekkiline ait ilk marka başvurusu olmadığını, müvekkilinin "... " ibareli 35. sınıfta halihazırda ... tescil numaralı markasının da bulunduğunu, müvekkili tarafından tescili talep edilen marka ile davalının markaları arasında görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, öte yandan müvekkili tarafından tescili talep edilen marka ile davalı markalarının aynı ya da benzer mal ve hizmetleri de kapsamadığını, kelimelerin hem Türkçe hem de İtalyanca telaffuzunda karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak şekilde farklılıklar olduğunu,
müvekkilinin markasının yazıldığı gibi "..." şeklinde telaffuz edilirken, davalı markasının "MEYSONET" şeklinde telaffuz edildiğini, hatta markaların yazı karakterindeki farklılıklar ve davalı markasındaki "O" harfinin sadece okunuş itibarı ile "O" harfi şeklinde okunduğunu, yazılış olarak "O" harfine hiç benzemediği, sadece bunun bile markaları birbirinden çok net bir şekilde ayırdığını ileri sürerek YİDK'in 2019-M-1563 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkili markalarının Türkçe olmayan işaretlerden oluştuğunu, davacının tescilini talep ettiği işaretin de müvekkili markalarından tek farkının aynı kelimeye "s" harfinin eklenip, iki harfin yerinin değiştirilmesi olduğunu, bu farklılığın dava konusu başvuruya herhangi bir ayırt edicilik kazandırmadığını, ortalama tüketicin 8 – 10 harften oluşan bu yabancı kelimeler arasındaki farkı algılamasının mümkün olmadığını, taraf markalarının kapsamındaki emtianın da benzer bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markalarının 25. sınıf mallar ve bu malların satışına özgülenmiş 35. sınıf hizmetleri kapsadığı,
dolayısıyla emtia bazında var olan bu yüksek düzeydeki ilişkinin, işaretler bakımından dengelenmesi için işaretlerin birbirlerinden yeterince uzaklaşmış olmasının gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta uzaklaşma kriterinin yeterince sağlanamadığı, markaların özellikle harf dizilimi ve fonetik açıdan birbiri ile benzerlik gösterdiği, bu benzerliklerin bütüne olan etkisinde, tüketicinin önceki ve sonraki markayı ilişkilendirme ve zihninde birbirini çağrıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu,
işaretlerin sahip olduğu anlamsal farklılıkların her iki markanın da yabancı dilde kelimeler olmaları nedeniyle ortalama tüketiciler nezdinde somut bir etki oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesinin yanında davacının işbu dava konusu başvuru yönünden müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının müktesep hak savunmasının incelenip değerlendirilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4034, K. 2026/856, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama