KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4035 E., 2026/913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/306 Esas, 2025/638 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/151 E., 2022/397 K.
Karar Metni
895 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010/74694, 2006/39568, 2010/74695 sayılı ve "..., "... ikinci eli uzmanına bırakın şekil", "... ikinci elde içiniz rahat. şekil" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "oto eksperim" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/93571 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa başvuruyu oluşturan "oto eksperim" ibaresinin,
müvekkilinin markalarını oluşturan "..." markasının sonuna "im" iyelik eki eklenerek yaratıldığını, "benim oto eksperim" anlamına gelen ve müvekkili markasından ayırt edilmesi mümkün olmayan bir ibare olduğunu, müvekkili markası ile dava konusu başvurunun sadece yazılışlarının benzemediğini, marka okunuşlarının da aynı olduğunu, başvuruda yer alan şekil unsurunun da kelime unsurunun önüne geçmediğini, müvekkili markasının ayırt edici niteliğinin zayıf olmadığını, bu markanın 2006 yılından bu yana müvekkili adına tescilli ve fiilen kullanıldığını, kaldı ki davalı yan başvurusunun, müvekkili markası ile aynı sınıfları kapsadığını, başvurunun,
müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, www.....com.tr alan adının 2006 yılından beri aktif olarak kullanıldığını, google arama motoru sonuçlarında müvekkilinin ilk sırada çıktığını, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markasının ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2022-M-2150 sayılı kararının iptaline, başvuruya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde; davacının itirazlarının Kurum tarafından iki defa reddedildiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların hiç birinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığını, müvekkili başvurusunun yeterince farklılaştığını, zira başvuruya konu ibarenin tanımlayıcı olarak kullanıldığını ve bu tarz ibarelere yapılan küçük eklemelerin dahi ibareyi tanımlayıcı anlamından çıkararak, düşük düzeyde de olsa ayırt edicilik kazandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki hizmetlerin tamamının, davacının önceki tarihli markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduğu, taraf markalarında görsel farklılıklar olsa da işitsel ve anlamsal açıdan doğan benzerliğin, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirdiği, bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurmasının mümkün olduğu,
davalının "...im" markasını gören bir tüketicinin, bu markayı, davacının "..." esas unsurlu markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, marka sahiplerinin ilişkilendirilmesi ve/veya arada lisans vb. bir ticari ilişki olduğunun düşünülmesi hallerinin de bağlantı kurma ihtimali kapsamında kaldığı, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler nezdinde, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davalı markasının, davacı markaları ile bağlantılı bir marka olarak algılanması dolayısıyla iltibas ihtimali bulunduğu,
sunulan delillerin davacı markalarının tanınmışlığını ispat etmediği, bu halde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2022-M-2150 sayılı kararının iptaline, 2020/93571 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "Oto Eksperim+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu,
zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı ve bu ibarenin, dava konusu 35. sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı olmadığı gibi başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların da ayırt ediciliği sağlamaya yeterli bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1213 E., 2023/4590 K. sayılı ilamında da, davacı markaları ile "..." ibaresi arasında karıştırılma tehlikesi doğacağının kabul edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi,
hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, İlk Derece Mahkemesince bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporuna itibar etmemesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4035, K. 2026/913, 11 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama