Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/209 E. , 2023/5520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3670 E., 2019/4673 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 say
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/209 E. , 2023/5520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3670 E., 2019/4673 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Davacı vekili 05.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi (kapatılan Fatih 1. Asliye Ceza Mahkemesi) 'nin 2004/1099 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama kapsamında, Vıkızar Odd şirketinin X 1701 AB plakalı kamyonuna haksız rekabet suçlaması nedeniyle el konulduğunu ve kamyon şoförü Todor Georgev Chukachev hakkında yargılamaya başlandığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde tüm sanıkların beraatlerine, suçta kullanıldığı iddia edilen kamyonun karar kesinleştiğinde sanık Todor ya da yasal vekiline iadesine karar verildiğini ve verilen kararın kesinleştiğini, ancak kesinleşme kararını müteakip iade işleminin sağlanması için mahkeme tarafından yapılan yazışmalar sonucu aracın akıbetinin belirlenemediğini ve iadesinin yapılamadığını, bu nedenle İstanbul 2.İdare Mahkemesine tazminat davası açıldığını, mahkemece 2016/2227 esas sayılı dosyada vermiş olduğu 12/12/2016 tarih ve 2016/2419 sayılı karar ile davanın görev yönünden reddine karar vermesi üzerine iş bu davayı açtıklarını beyanla, haksız el koyma kararı nedeniyle uğramış oldukları 420.000 TL maddi, 30.000 manevi tazminatın, el koyma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, talep etmiştir. 2.Davalı vekili 05.06.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davacı vekilinin özel vekaletnamesinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fazla olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılması gerektiğini, öne sürmüştür. 3.İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2019 tarihli ve 2017/160 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararı ile davanın reddine kararı verilmiştir. 4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/3670 Esas, 2019/4673 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi talep etmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira dava açma süresinin kanundan anlaşılacağı üzere kararın tebliğinden itibaren başlayacağı, somut olayda söz konusu kararın müvekkile tebliğ edilmediğini, bu nedenle davanın süresinde açılmadığı, ayrıca el koyma işlemi 01 Haziran 2005 tarihinden önce yapıldığını, 466 sayılı kanunda el koyma kararları tazminat kapsamı dışında olduğundan, el koymadan kaynaklı zarar talepli davanın genel hükümler çerçevesinde açılması gerektiğini, bu nedenle verilen kararın hukuka, hakkaniyete, evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tazminata esas İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1099 Esas – 2008/419 Karar sayılı dava dosyasında davacının aracına 6762 sayılı Kanuna muhalefet suçundan elkonulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanık Todor'un beraatine ve aracın malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın temyiz incelemesi ile zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilerek 22.09.2011 tarihinde kesinleştiği ve 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince davanın kesinleşmenin tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde açılması gerektiği ancak kesinleşme kararı tebliğ edilmediğinden aynı maddede yazılı 1 yıllık sürenin gözetilmesinin gerektiği, davacı tarafça, iş bu dava açılmadan evvel idari yargıda dava açıldığı ancak bu davanın görev nedeniyle reddine karar verildiği, davacının yanlış yargı yoluna gitmesinin dava açma sürelerinin tayini bakımından davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği ve bu nedenle dava açma süresinin davacı tarafça idari yargı yoluna başvurulduğu tarihe göre tayin edilmesi gerektiği, bunun tayini amacıyla dosyaya celp edilen İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 2016/2227 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, idari yargıda davanın 25.11.2016 tarihinde açılmış olduğunun anlaşılması karşısında, davacının, kanunda düzenlenen dava açma süreleri içerisinde açılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1099 Esas – 2008/419 Karar sayılı dava dosyasında davacının aracına 6762 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 13.09.2004 tarihinde elkonulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanık Todor'un beraatine ve aracın malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın temyiz incelemesi ile zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilerek 22.09.2011 tarihinde kesinleştiği ve davanın el koyma tarihi olan 13.09.2004 tarih ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlük tarihi olan 01.06.2005 arasındaki dönem için yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanuna tabi olduğu, 01.06.2005 ile malen sorumluya iade karar tarihi arasındaki dönem için ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin 9 uncu bendine göre, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nispî avukatlık ücreti ödeneceği ancak ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı dikkate alınarak davalı lehine ağır ceza mahkemeleri için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı hazine lehine eksik vekalet ücretine hükmedilmesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma yapılmamıştır. Davacı Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden; Tazminat davasının dayanağını oluşturan İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1099 Esas – 2008/419 Karar numaralı dosyası kapsamında dosya dışı sanığın 6762 sayılı Kanuna muhalefet suçundan, davacının aracına 13.09.2004 tarihinde el konulduğu, yapılan yargılama sonunda dosya dışı sanık Todor'un beraatine ve aracın malen sorumluya iadesine karar verildiği, kararın temyiz incelemesi ile zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilerek 22.09.2011 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Davacıya ait araca 13.09.2004 tarihinde el konulduğu, el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6. maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinin 6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve anılan Kanunun 1. maddesi kapsamında haksız el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmadığı, 466 sayılı Kanunun 1. maddesi hükmü nedeniyle haksız el koyma nedeniyle tazminat istenemeyeceği, 01.06.2005 tarihi ile malen sorumluya iadesine karar verilen tarih arasındaki el koyma işleminin ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olduğu ve her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının j bendinde “Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,” kişilerin uğramış olduğu zararları Devletten isteyebileceği belirtilmiş ise de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142 inci maddesinin birinci bendinde koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerinin her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde dava konusu edilebileceğinin belirtildiği, bu kapsamda tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1099 Esas – 2008/419 Karar sayılı hükmünün 22.09.2011 tarihinde kesinleştiği, tazminat davasının ise hükmün kesinleşme tarihini izleyen bir yıllık süre geçtikten sonra 05.05.2017 tarihinde açıldığı gözetilerek süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 19.12.2019 tarihli ve 2019/3670 Esas, 2019/4673 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.