Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/6423 E. , 2026/3635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1478 E., 2021/1145 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliy
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/6423 E. , 2026/3635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1478 E., 2021/1145 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız arama, el koyma, yakalama, gözaltı, tutuklama, uzun tutukluluk ve adli kontrol nedeniyle 1.000.000,00 TL maddi ve 2.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 31.07.2016 itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; usul ve yasaya aykırı olarak verilen davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, "...her ne kadar davacının bürosunda haksız arama ve el koyma tedbirleri uygulandığı, mal varlığına haksız olarak el konulduğu belirtilmiş ise de dosyada mevcut arama ve el koyma kararı ve tutanaklarından da anlaşılacağı üzere davacının üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile soruşturma dosyasındaki delil durumu dikkate alındığında mezkur tedbirlerin CMK'nın 118, 119, 127, 130.maddelerinde belirtilen usul ve koşullar dahilinde karar verildiği ve uygulandığı, herhangi bir hukuka veya yasaya aykırılığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davacının mal varlığına konulan tedbirin vaktinde kaldırılmadığı belirtilmiş ise de davacının siyahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılandığı, mal varlığının suçun işlenmesi ile elde edilmiş olduğuna dair şüphenin yargılama boyunca da varit olmasının olağan ve makul olduğu, esas mahkemesinin karar verilmeden evvel 11/07/2017 tarihli celsesinde davacının mal varlığına konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş olması da göz önüne alındığında tedbirin haksız olarak uzatılmadığı, el koyma tedbirinin makul bir süre sonunda kaldırıldığı, davacının yargılandığı dosyanın mahiyeti ve mevcut delil durumu itibari ile el koyma tedbirinin ve uygulama süresinin ölçülü ve orantılı olduğu, ayrıca el konulan malvarlığı değerlerinin zarar gördüğü veya aynen iadesinin sağlanmadığına dair dosyaya sunulmuş herhangi bir delilin de bulunmadığı bu itibarla uygulanan tedbir nedeniyle uğranılmış herhangi bir maddi zararın da bulunmadığı anlaşılmakla CMK'nın 141/1-j maddesindeki şartların oluşmadığı kabul edilmiştir. Yine dava dilekçesinde davacı hakkında haksız yakalama işlemi yapıldığı ve haksız olarak yurt dışına çıkış yasağı kararı verildiği belirtilmiş ise de davacı hakkında uygulanan yakalama tedbirinin CMK'nın 90 vd. maddelerinde hükmedilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığı, dosyada mevcut yakalama ve gözaltına alma tutanaklarında davacıya haklarının usulünce anlatıldığı, mezkur tutanaklarda yakalama tedbirinde usulsüzlük veya kanuni ihlal yapıldığına dair herhangi bir kayıt veya şerh de bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki taleplerin CMK'nın 141/1-a, g, h maddesindeki şartları ihtiva etmediği anlaşılmıştır. Soruşturmanın başlangıcında gizlilik kararı bulunmadığı halde gizlilik kararı varmış gibi beyanda bulunularak delillere ulaşılmasının engellendiği belirtilmiş ise de CMK'nın 153/2 maddesine göre müdafinin dosyayı inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin mahkeme kararı ile sınırlanabileceği, soruşturma dosyasında taraf olmayan veya taraf vekili olmaya kişilerin hali hazında soruşturma dosyasını inceleme yetkisinin bulunmadığı, iddiaya konu savcılığın 16/12/2016 tarihli ...'na ithafen yazılan kararda soruşturma dosyasının örneğinin verilemeyeceğinin belirtildiği ancak davacıya veya müdafine gizlilik kararı verilmeden evvel dosyanın incelenmesine veya örnek alınmasının engellendiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı anlaşılmakla bu yönde herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı hakkında haksız olarak uygulanan yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki tedbir nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş ise de CMK'nın 109.maddesine göre adli kontrol tedbirine ancak CMK'nın 100. maddesinde sayılan tutuklama sebeplerinin varlığı halinde karar verilebileceği, davacı hakkında esas mahkemesinin 27/04/2017 tarihli celsesinde tahliyesine müteakiben hakkında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, yurt dışına çıkış yasağının ceza verildiği takdirde fiilen infazını sağlama, sanığın kaçma ve delilleri gizleme ihtimalini bertaraf etme amacına hizmet ettiği, davacının yargılandığı dosyadaki üzerine atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu itibari ile tedbirin yasal koşulları ihtiva ettiği, tedbirin ölçülü ve orantılı olduğu, ayrıca davacının yurt dışında çalıştığı veya yurt dışına çıkmadığı için maddi zarara uğradığını tevsik eden herhangi bir delilin de bulunmadığı, salt yurt dışına çıkış yasağı uygulanması nedeniyle tedbirin niteliği gereği manevi tazminata hükmedilmesinin mümkün olmaması nedeniyle bu yöndeki tazminat istemi koşullarının kesbetmediği kanaatine varılmıştır. Davacının yeterli olmayan delil durumuna göre haksız olarak tutuklu kaldığı , çöp konteynırına atılan ve davacının parmak izi tespit edilemeyen dokümanlar gerekçe gösterilerek tutukluluk halinin devamına karar verildiği belirtilmiş ise de davacının yargılandığı dosyada yalnızca evinin önündeki çöp konteynırına atılan belgeler baz alınarak suç isnadında bulunulmadığı, birçok tanık beyanı ve fotoğrafların da bulunduğu bu ahvalde davacı hakkında verilen tutuklama ve tutukluluk halinin devamına ilişkin kararların CMK'nın 100 vd maddelerinde belirtilen koşulları ihtiva ettiği, tedbirin ölçülü ve orantılı olduğu, makul bir süre neticesinde tahliye edildiği, CMK'nın 102.maddesinde belirtilen yasal sürenin de aşılmadığı anlaşılmakla mezkur talep yönünden CMK'nın 141/1-d maddesinin koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle yasal şartlar oluşmadığından davanın reddine verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanıp bürosunda arama ve el koyma yapılan, 31.07.2016'da gözaltına alınıp tutuklanan, 27.04.2017'de tahliye edilerek yurt dışına çıkış yasağıyla adli kontrole tabi tutulan ve malvarlığı tedbirleri 11.07.2017'de kaldırılan davacı, 1.000.000 TL maddi ve 2.000.000 TL manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi tüm tedbirlerin usulüne uygun, ölçülü ve orantılı olduğu gerekçesiyle davayı bütünüyle reddetmiş, istinaf reddedilmiş; Yargıtay 12. Ceza Dairesi hükmü onamıştır.
Hukuki İlke: CMK m. 118, 119, 127 ve 130'a uygun karar ve tutanaklara dayanan arama ve el koyma ile CMK m. 100 vd. koşullarını taşıyan, makul sürede sonlandırılan ve m. 102'deki yasal süreyi aşmayan tutukluluk tazminat doğurmaz; el konulan malvarlığının zarar gördüğü veya iade edilmediği kanıtlanmadıkça m. 141/1-j şartları oluşmaz ve salt yurt dışına çıkış yasağı uygulanması, tedbirin niteliği gereği manevi tazminata da konu olmaz.
Uygulama Sonucu: Tanık beyanları ve fotoğraflar dâhil delil durumuna göre tutuklamanın ölçülü bulunması, tedbirlerin celse kararıyla kaldırılmış olması ve zarar ispatının bulunmaması karşısında tazminat şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davacının temyiz istemi esastan reddedilmiş ve ret hükmü oybirliğiyle onanmıştır.
Dava Strateji Notu: Tutukluluğun kanuni koşulları taşıdığı ve makul sürede sonlandığı dosyalarda beraat tek başına tazminat getirmez; dava ancak somut usul ihlali veya belgelenmiş zararla ayakta kalır. Yurt dışına çıkış yasağından zarar iddiası için yurt dışı iş bağlantısını gösteren sözleşme ve kayıtlar şarttır; gizlilik kararına dayalı savunma hakkı ihlali iddiası da inceleme talebinin fiilen engellendiğini gösteren belge olmadan sonuçsuz kalmaktadır.