Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/2430 E. , 2026/3919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/658 E., 2022/1448 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/2430 E. , 2026/3919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/658 E., 2022/1448 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2021 tarih, 2019/58 Esas ve 2021/201 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/2, 22/3, 63, 53/6. maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılması kararına karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince hüküm fıkrasının TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin "7" numaralı paragrafının kaldırılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekili temyiz sebepleri; sanığın olası kastla öldürme, kasten yaralama ve diğer suçlar nedeniyle cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri suça konu işyerinin sanığa ait olmadığı,eksik araştırma sonucu mahkumiyete hükmedildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 09.08.2018 tarihinde 11.19 sıralarında,... Mah. ... Sk. ... Apt. altında bulunan ...isimli iş yerinde patlama olduğu, patlamanın balonlara basılan gazın muhafaza edildiği kazandan kaynaklandığı, patlama sebebi ile yaralandığı öğrenilen 4 şahıstan ...'un ve ...'nın hastaneye kaldırıldığı, bu şahıslardan ...'ın hayatını kaybettiği, yapılan ölü muayene ve otopsi raporuna göre kişinin ölümünün patlayıcı madde etkisi ile husulü mümkün genel beden travmasına bağlı sternum, kot kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği kanaatine varıldığı, olayda yaralanan bir diğer mağdur ...'un ise her iki bacağının ampüte edildiği, yapılan araştırma sonucunda ...isimli işyeri sahibinin ... olduğu, ... ve ... isimli şahısların bahse konu iş yerinde çalıştıklarının tespit edildiği, soruşturma evresinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, ''5510 sayılı SGK Kanunu 13 Mad. gereği Kazazedenin işyerinde görev amacı ile bulunması sonucu meydana gelen kazada (Patlamada) olayın iş kazası olarak değerlendirildiği. İşveren ...'ın İşyeri ile ilgili faaliyet yapar iken Resmi İşlemleri yapmadığı, Yeterli teknik donanıma sahip teçhizat kullanmadığı, Gerekli İş güvenliği önlemlerini almadığı, Yetersiz sayıda personel çalıştırarak üçüncü şahısların can güvenliğini tehlikeye attığını, Meydana gelen kazada can kaybına neden olduğu gerekçesi ile % 65 oranında Asli kusurlu görüldüğü" yine kovuşturma evresinde işyeri yetkilisi olan kişinin kazaya neden olan gaz üretim şekli itibariyle daha az maliyet amacıyla olası riskleri gözardı ederek asli kusurlu bulunmuştur. Sanığın balon şişirme şeklinde gelişen eylemde patlayıcı gaz kullanmaması gerekirken alüminyum tozu , kireç ve su kullanılarak hidrojen gazının ortaya çıkmasına sebebiyet vermesi, daha fazla maliyetli olan helyum gazı kullanmayarak tehlikeli olan bu yola başvurması, sanığın gaz dolum işiyle iştigal ettiği de düşünüldüğünde bu şekilde kontrolsüz bir araya getirilen maddelerin tepkimeye girip patlama meydana getirebileceğini öngörmesi gerektiği, bu durumdan ayrık olarak yalnızca kireç ve suyun bir araya getirildiğinde dahi tepkiye girdiğinin gözle tespit edilebileceği, buna rağmen sanığın her üç maddeyi kapalı bir tüpte bir araya getirdiği, kapalı alanda gaz sıkışmasına neden olabileceğini bu yönüyle öngörmesi gerektiği ancak tecrübelerine güvenerek ve ucuz maliyet için eylemine devam ettiği ve istemediği neticenin gerçekleşmesine sebep olduğu bu suretle bilinçli taksirle hareket ettiği kanaatine ulaşılarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/2, 22/3. maddeleri uyarınca bilinçli taksirle öldürme suçundan ceza verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiş ancak; 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, sanığın herhangi bir ruhsata tabi olarak çalıştığına dair dosyada bir tespit bulunmadığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesindeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde 2 yıl süre ile tehlikeli işyerleri sınıfına giren ve gayri sıhhi müesseslerinden işletme ve meslek faaliyetlerinden yasaklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunarak düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2026 tarihinde karar verildi.