Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/3053 E. , 2025/5597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2639 E., 2024/613 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/3053 E. , 2025/5597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2639 E., 2024/613 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız el koyma nedeniyle ıslah ile 56.879 TL taşıt bedeli, 639.066 TL de kazanç kaybı olmak üzere toplam 695.945 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 28.000 TL taşıt bedelinin el koyma tarihinden, 639.066 TL de kazanç kaybının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen taşıt bedelinin az olduğu, davacı lehine 56.879 TL taşıt bedelinin hükmedilmesi gerektiği, kazanç kaybının faiz başlangıcının yanlış olduğu, davalı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen tazminatın haksız olduğu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1267 Esas – 2008/1359 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının ... plaka sayılı kamyonuna 17.01.2006 tarihinde 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan el konulduğu, yapılan yargılama sonunda Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 24.02.2020 tarihli 2019/10115 Esas ve 2020/2923 Karar sayılı ilamı ile "nakil vasıtası olan ... plakalı aracın sahibine iadesine, teminat yatırılmış ise iadesine" şeklinde kamyonetin davacıya iadesine hükmedildiği, iade hükmünün 24.02.2020 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen iade hükmünün davacıya tebliğ edilmediği, el koyma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, aracın 06.12.2007 tarihinde tasfiye edildiği ve bedelinin emanete alındığı, aracın kasko bedelinden tasfiye nedeniyle emanete alınan bedelin mahsup edilmesi nedeniyle geriye kalan miktarın taşıt bedeli olarak ve kazanç kaybının maddi tazminat olarak belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR A. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 378.290 TL olduğu, davacı lehine hükmedilen toplam tazminat miktarının 667.066 TL olduğu, reddedilen tazminat miktarının 28.879 TL olduğu, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMK'nın 21.07.2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 427. ve ek 4. maddelerindeki temyiz sınırı ve reddedilen tazminat miktarına göre hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle davacı vekilinin temyiz isteminin, 1086 sayılı HMK'nın 432. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 378.290 TL olduğu, davacı lehine hükmedilen toplam tazminat miktarının 667.066 TL olduğu, bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 378.290 TL olduğu anlaşıldığından hükmün davalı açısından kesin olmaması sebebiyle tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlikten reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı CMK'nın 141/1-j maddesinde eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde el konulan veya zamanında geri verilmeyen, kişilerin tazminat isteyebilecek olduğu düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı belirtilmiştir. Bunun istisnası ise 5607 sayılı Kanunun 10. maddesinde düzenlenmektedir. 10. maddenin 2 numaralı bendinde yer alan düzenlemeye göre; aynı Kanun'un 13/1-a bendi gereğince kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması durumunda veya kaçakçılıkta kullanılması nedeniyle soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, el konulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Dört numaralı bentte yer alan düzenlemeye göre ise, tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır. Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre davacıya ait araca 17.01.2006 tarihinde 5607 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi gereğince kaçakçılık suçunun işlenmesinde kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklandığı veya taşındığı gerekçesiyle fiilen el koyma kararı verildiği, 17.01.2006 tarihli olay yakalama zapetme ve teslim tutanağında "damper kısmının ilk bakışta çakıl yüklü gibi göründüğü, çakıl kısım elle kenara itildiğinde alt kısmında zulalanmış halde damper kısmının tamamen sıvı yakıt deposu olarak dizayn edilmiş olduğu" ve 23.10.2008 tarihli Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1267 Esas ve 2008/1359 Karar sayılı kararının da "1- 17.01.2006 tarihinde Tuzla Alt İçmeler Tersaneler Caddesi üzerinde ... plaka nolu kamyonda yapılan aramada zula edilmiş 8 bin litre kaçak mazotun yakalandığı" şeklinde belirtildiği anlaşılmakla, fiilen el koyma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile CMK'nın 141/1-j maddesi kapsamında koşulları oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Davacıya ait kamyonun damper kısmına zula edilmiş 8 bin litre kaçak mazot bulunması üzerine 5607 sayılı Kanuna muhalefetten araca el konulmuş, araç sonradan iade edilmiş; ilk derece taşıt bedeli ve kazanç kaybına hükmetmiş, davalı Hazine temyiz etmiştir.
Hukuki İlke: CMK 128/4'ün istisnası olan 5607 sayılı Kanun m.10/2 ve m.13/1-a uyarınca, kaçak eşyanın suçun ortaya çıkmasını engelleyecek gizli tertibat içinde saklanıp taşındığı araç alıkonulur ve teminat verilmezse tasfiye edilir; gizli tertibatın (zula) tutanaklarla sabit olduğu hallerde alıkoyma koşulları oluştuğundan CMK 141/1-j tazminat şartları gerçekleşmez.
Uygulama Sonucu: bozma
Dava Strateji Notu: Araçta gizli tertibat/zula tespit tutanağı varsa 5607 m.10/2-13/1-a gereği alıkoymanın hukuka uygun sayılacağını ve tazminat talebinin reddedileceğini öngörün; savunmayı gizli tertibatın bulunmadığı veya araç sahibinin bilgisi dışında olduğu yönünde kurgulayın.