İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2025/3120 Karar: 2026/1461 Tarih: 2026

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2025/3120 K.2026/1461

12. Ceza Dairesi 2025/3120 E. , 2026/1461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/29 E., 2022/749 K SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan vekilinin temyiz isteminin beraat kararına yönelik olduğu, sahte belge düzenleme suçundan verilen esastan red kar

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2025/3120 E. , 2026/1461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/29 E., 2022/749 K SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan vekilinin temyiz isteminin beraat kararına yönelik olduğu, sahte belge düzenleme suçundan verilen esastan red kar

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2025/3120 E. , 2026/1461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/29 E., 2022/749 K SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan vekilinin temyiz isteminin beraat kararına yönelik olduğu, sahte belge düzenleme suçundan verilen esastan red kararına yönelik temyiz isteminin olmadığı anlaşılmakla; bu husus inceleme dışı bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62... maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; cezalandırılması gereken sanık hakkında eksik inceleme ile beraat kararı verildiğine, kararın hukuka aykırı olduğuna ve bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; mükellefin bilinen adresine 2016, 2017 hesap yılı yasal defter ve belgelerin ibrazı için 755230991-000-A-7928-A-7928 sayılı Defter ve Belge İsteme yazısı 04/11/2019 tarihinde tebliğ edilememiş; bu kez 06/11/2019 tarihinde ikinci kez aynı adrese gidilmiş; ilgili yazının ikinci kez tebliğ edilememesi neticesinde, Tebligat Pusulası kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, VUK'nun 102. Maddesine göre ilgili yazının ...'a 21/11/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen sanık ...'un, 2016, 2017 hesap yılı yasal defter ve belgelerini yasal süresinde ibraz etmediği, vergi suçu raporuna göre ibrazı istenen defter ve belgelerin mevcut olduğu, varlığının noter kayıtları ile sabit olduğu, ibraz isteğinin vergi incelemesine yetkili olanlarca yapılıp defter ve belgelerin muhafazası için ön görülen 5 yıllık süre içerisinde olduğu, sanığın defter ve belgeleri ibraz etmeme eylemi için haklı bir mazeret gösteremediği bu bağlamda sanığın şirketi temsil yetkisi bulunduğu halde görevli ve yetkili bulunduğu dönemde şirkete ait 20 16... yılına ilişkin defter ve belgeleri ibraz etmediği, mücbir sebep olarak kabul edilebilecek bir beyanda da bulunmadığı anlaşılmakla istenilen belgeleri ibraz etmeyerek gizlediği, bu şekilde atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanıktan defter ve belgeleri incelemek üzere ihbar eden kurumda görevli Vergi Müfettişi tarafından mükellefin mernis ve ticaret sicil gazetesinden tespit edilen ikametgah adresine çıkarılan tebligatla, defter belge isteme yazısıyla istenildiği, mükellef kurum yetkilisi olan sanığa ulaşılamaması sebebiyle 04/11/2019 tarihinde muhatabına tebliğ edilemediği, bahsi geçen defter ve belge isteme yazısının Vergi Usul Kanunu'nun 102. Maddesi dikkate alınarak mükellefin merniste kayıtlı aynı adresine ikinci defa tebligat çıkarıldığı, muhatap bulunamaması nedeniyle 06/11/2019 tarihinde tebligat pusulası kapıya yapıştırılarak tebliğ yapıldığı anlaşılmış ise de; Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesine göre, "Bu kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır" hükmüne göre tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır hükmü bulunduğu, Anayasa 153. maddesi uyarınca, tüm kurum ve kuruluşları, özel ve tüzel kişileri bağlayan Anayasa Mahkemesi kararlarından olan, 14/02/2020 - 31039 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 25/12/2019 tarih, 2019/106 Esas, 2019/100 Karar sayılı, 04/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…tayin olunacak münasip bir süre…” ibaresinin Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebi ile yapılan başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesi kararınınm 22. paragrafında "Kişinin adres kayıt sisteminde bulunan adresine tebligat yapılamaması durumunda ikinci defa aynı adrese tebligat çıkarılabilmesi için beklenmesi gereken sürenin kanun koyucu tarafından mutlaka belli bir gün veya zaman aralığı tayin edilmek suretiyle önceden belirlenmesi somut durumun şartlarına ve kanun yapma tekniğine uygun düşmeyebilir. Zira somut durumun özelliğine göre bazen daha uzun bazen daha kısa süreler öngörülmesi ihtiyacı doğabilir. Tayin olunacak münasip bir süre kavramı somut olaylar karşısında idari ve yargısal makamlar tarafından belirlenebilecek ve kriterleri saptanabilecek niteliktedir. Bu itibarla kuralda temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanmasına ilişkin anayasal hükme aykırı bir yön bulunmamaktadır." 29. paragrafında ise, "Ayrıca Kanun’un “Mücbir sebeplerle gecikme:” başlıklı 15. maddesi ile bu maddenin atıfta bulunduğu 13. maddede vergi ödevlerinden herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık, tutukluluk, yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, kişinin iradesi dışında meydana gelen zorunlu kayıplar, sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve belgelerinin elinden çıkmış bulunması gibi hâllerden birinin varlığı ve bu durumun herkesçe biliniyor olması ya da ilgilisi tarafından belgelenmesi veya ispat edilmesi durumunda bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm mücbir sebep hâllerinden birinin varlığı durumunda adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine yapılacak tebligatlara ilişkin kanuni süreler yönünden de uygulanabilecektir." denilmek suretiyle itirazın reddine karar vermiş olup özetle, münasip sürenin somut olaya göre, idare tarafından belirlenmesi gerektiği, ayrıca 213 Sayılı VUK'nun 15. maddesi ile, mücbir sebebin varlığı halinde mükellefin korunduğunun vurgulandığı, bununla birlikte, 213 Sayılı VUK 'nun 14. maddesinin, talep konusu olan "münasip bir süre" ile ilgisi olmadığından hiç değinilmemiş olması hususları göz önüne alındığında, somut olayda sanığa gönderilen ilk tebligatın 04/11/2019 tarihinde yapıldığı, ikinci tebligatın ise iki gün sonra 06/11/2019 tarihinde tebligat pusulası kapıya yapıştırılarak tebliğin yapıldığı, iki tebligat arasında Dairece benimsenen en az beş günlük münasip sürenin bulunmadığı, bu nedenle yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılarak sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince 2013 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmesi, 2.Bölge Adliye Mahkemesinin incelenen kararında "... sanığa gönderilen ilk tebligatın 04/11/2019 tarihinde yapıldığı, ikinci tebligatın ise iki gün sonra 06/11/2019 tarihinde tebligat pusulası kapıya yapıştırılarak tebliğin yapıldığı, iki tebligat arasında Dairece benimsenen en az beş günlük münasip sürenin bulunmadığı, bu nedenle yapılan tebligatın usul ve yasaya aykırı olduğu .." gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise de; Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde düzenlenen tebliğ usulünde, ikinci tebligat için aranan münasip sürenin idarenin takdirinde olduğu; iki tebligat arasında 5 gün bulunması yönünde emredici hüküm bulunmadığı gözetilmeden, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi, 3.Dosya içerisinde aslı yer alan tebliğ mazbatası üzerinde, 213 sayılı Kanun'un 102/5 ve 485 sıra numaralı genel tebliğin 3.2. numaralı bendinde belirtilen meşruhatın bulunmadığı, bu haliyle tebligatın usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı; sanığın aşamalardaki savunmalarının üzerine atılı suç yönünden detay içermediği ancak huzurda kendisine defter ve belge isteme yazısının gelmediğini beyan etmesi karşısında; usulüne uygun olarak yapılacak tebliğ işleminin, 213 sayılı Kanun'un 359/a-2 maddesinde düzenlenen defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun yasal unsuru olduğu belirlenmekle, sanığın isnat edilen suça yönelik savunması alınmadan ve ikinci tebliğde "tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine" dair şerhin de yazılı bulunduğuna ilişkin bilginin ilgili idareden sorulmadan , eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi, 4.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla