Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/5620 E. , 2025/8147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4325 E., 2025/282 K. SUÇ : Sahte belge düzenlemek HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarı
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/5620 E. , 2025/8147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4325 E., 2025/282 K. SUÇ : Sahte belge düzenlemek HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre sayılı Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.11.2019 tarihli ve 2017/360 Esas, 2019/827 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2020/82 Esas, 2020/1042 Karar sayılı kararı ile ".. sahte faturaları kullanan ilgili firma yetkilileri hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise, dava açılıp açılmadığı, dava açılmış ise, akıbeti araştırılıp karşıt inceleme raporlarının dosya arasına alınması, dava açıldığının tespiti halinde dava dosyaları celp edilip incelenerek, özetlerinin duruşma tutanağına geçirilerek, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, faturayı kullanan mükelleflerin ( ilgili kişi ve şirket yöneticileri ) CMK'nın 48 maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık olarak dinlenmelesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, ödeme belgeleri araştırılarak faturadaki mal ve hizmetlerin mükellef şirketin iştigal alanına uygun olup olmadığı, sahte faturaların yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığı, satıcı ile alıcı arasında mal akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim- tesellüm belgeleri, bedellerin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli başka ödeme belgeleri ve satıcının kasasına yada banka hesabına girilip girilmediği, faturaları düzenleyen mükellefin yeterli üretimi, mal girişi yada stoğu olup olmadığı konularının tamamını kapsayacak şekilde faturayı kullanan ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması" şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2020/82 Esas, 2020/1042 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2024 tarihli ve 2020/307 Esas, 2024/914 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.