Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2025/621 E. , 2025/7214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5044 E., 2024/2017 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2025/621 E. , 2025/7214 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/5044 E., 2024/2017 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi; I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 50.000,00 TL maddi tazminat ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın 12.03.2022 tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve Cumhuriyet Savcısının istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı hakkında uyuşturucu madde kullanmaktan verilen düşme kararının aslında uyuşturucu madde ticaretinden beraat aldığını ifade ettiğine ve tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik hükmedilen vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek onanması gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/316 Esas-2023/285 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 12.03.2022 tarihinde gözaltına alındığı, 13.03.2022 tarihinde tutuklandığı, 12.03.2022-25.11.2022 tarihleri arasında 258 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama neticesinde ''Her ne kadar sanık ... hakkında diğer sanıklar Mert ve Yusuf beyanları ve ikametinde ele geçirilen uyuşturucu madde dolayısıyla eylemine ilişkin TCK md 188/3 4-a uyarınca uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de; diğer sanıkların atfı cürmü dışında somut olarak sanığın uyuşturucu madde ticaretine yaptığına dair bir tespit yapılamadığı, ikametinde yapılan aramada ele geçen uyuşturucu maddelerin kullanım sınırları içerisinde kaldığı ayrıca sanığın alınan kan kıl testi sonucunda da kullanıcı olduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasının aksine bu suçtan mahkumiyetine yeter derecede, kuvvetli suç şüphesini aşan, her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir delil bulunmadığı ve fakat kolluk tutanağı, uzmanlık raporu kapsamında sanığın sabit olan eyleminin ve dolayısıyla suçun TCK md 191/1 de düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu olduğu anlaşılmıştır ve fakat sanığın yargılamamıza konu suçu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/07/2018 tarih ve 2017/93592 soruşturma, 2018/1392 karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına ilişkin denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediği, bu eylemin TCK md. 191/5 kapsamında kaldığı anlaşıldığından sanık hakkında açılan kamu davasının CMK md. 223/8 uyarınca düşmesine ve mahkememiz hükmü kesinleştiğinde gereğinin takdir ve ifası için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/07/2018 tarih ve 2017/93592 soruşturma, 2018/1392 karar sayılı kararına ilişkin ihbarda bulunulmasına" şeklindeki gerekçe ile sanığın eyleminin "kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma" suçu kapsamında kaldığından ve kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği, ceza davasında sanık sıfatıyla yer alan davacının dosya kapsamındaki eylemiyle alakalı olarak Mahkemece, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 05.05.2018 tarihli 2017/93592 soruşturma ve 2018/1392 karar sayılı Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararına ilişkin soruşturma dosyasına ihbarda bulunulmuş olup, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2023 tarihli ve 2017/93592 soruşturma ve 2023/40557 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında denetim süresini ihlal etmediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı ve mahsuba konu yapılmadığı, ancak Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/316 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 12.03.2022 olduğu, Bakırköy CBS'nin 2017/93592 soruşturma sayılı dosyası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının suç tarihinin 16.07.2017, kesinleşmesinin 29.08.2018 olduğu, dolayısıyla bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içerisinde davacı sanığın yeniden uyuşturucu madde kullanmak için bulundurmak suçunu işlediği ve bu suçun kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, CMK madde 141 kapsamında haksız göz altı ve tutuklamadan bahsedilemeyeceği kanaati ile davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ve davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı CMK'nın 144/1-c maddesinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, belirtilen maddede, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi kovuşturma şartının gerçekleşmemesi halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, haksız yere gözaltında veya tutuklu kalan taraf lehine uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zarar için makul bir tazminata hükmedilmesi gerektiği; Bu kapsamda, incelenen dosyada; tazminat davasına dayanak teşkil eden ceza dosyası kapsamında davacı hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 12.03.2022-25.11.2022 tarihleri arasında 258 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, davacı hakkında, gözaltında ve tutuklu kaldığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davacının eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşmesine karar verildiği, tutuklama işleminin tabi olduğu 5271 sayılı CMK'da, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle düşme kararı verilmesi halinde tazminata hükmedilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmaması karşısında, davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, davanın reddine dair yazılı şekilde hüküm tesisi, Kabule göre de; 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139'uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142'nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alındığında, mahkemece reddedilen tazminat miktarına göre karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 29.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 8.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekili ve davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde karar verildi.