KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/13376 E., 2008/2827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2008
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar, arasındaki tapu sicilindeki şerhin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 25.05.2006 gün ve 2006/4508-5934 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, 47 ada 51 parsel sayılı taşınmaz kaydındaki “944 m2 fazlalık 30.12.1955 tarih 1727 numaralı yazı ile Defterdarlık Makamına bildirilmiştir” şeklindeki şerhin terkini istemi ile açılmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava taşınmaz kaydındaki şerh bilinerek satın alındığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiş, karar Dairemizce yapılan inceleme sonucu bozulmuştur.
Davacı ve davalı Hazine karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-03.03.1951 tarihindeki kadastro işleminde 5539 m2 yüzölçümündeki dava konusu taşınmaz, 04.01.1934 tarih 31 numaralı tapuyla gerçek kişiler adına revizyon görmüş, tespit 04.01.1955 tarihinde kesinleşmiştir. Varlığı kadastro tutanağında işaret edilen dava konusu şerh, kaydın beyanlar hanesine 10 yıllık süre içerisinde ve 30.12.1955 tarihinde yazılmıştır. Eldeki dava ise, 12.05.2005 tarihinde açılmış bulunmaktadır.
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, kayıt maliki olan davacının kayıttaki şerhin terkini için açacağı davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Gerçekten, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu m.12/3’deki “bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklindeki hüküm uyarınca şayet, taşınmazın tutanağının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçmiş ise, kayıt maliki şerhin terkini istemi ile kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz edemez ve dava açılması olanaklı değildir.
Yasadaki 10 yıl olarak belirlenen dava açma süresinin hak düşürücü süre olduğu ve re’sen gözetilmesi gerektiği de kuşkusuzdur.
Somut olayda; 47 ada 51 parsel tapu kaydının beyanlar hanesine miktar fazlası şerhinin Hazine tarafından tutanağın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içerisinde işlendiğine, kadastro tutanağı 04.01.1955 tarihinde kesinleştiğine, dava ise, 12.05.2005 tarihinde açıldığına göre, hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan davacı, Hazine’ye ait tarım arazilerinin satışı hakkındaki 4070 Sayılı, tapu fazlalıklarının Hazine’ye ait olduğuna ilişkin tapu kayıtlarında şerh bulunan taşınmaz mallardaki fazlalıkların bedeli karşılığı tapu maliki veya mirasçılarına satılmasına dair 4706 ve 4706 Sayılı Kanunda değişiklik yapan 4916 Sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvurulduğunu da ileri sürmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece re’sen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin varlığı nedeniyle davanın reddi yerine, değişik bazı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru değil ise de, hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan, davalı Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü ile karar gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilmek suretiyle hükmün onanması gerekmiştir.
2-Yukarıda yazılı gerekçeye göre de davacının karar düzeltme istemi reddolunmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/13376, K. 2008/2827, 6 Mart 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama