KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/14436 E., 2007/70 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
698 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine 07.09.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; geçit hakkı davasının kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 29.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece, asıl dava davacısı ...’un davasının kabulüne, davacı lehine, davalı adına kayıtlı 54 parsel sayılı taşınmazından kadastro yolunu 3.5 metre genişliğe çıkaracak şekilde 05.01.2006 tarihli bilirkişi krokisinde kırmızı renkle gösterilen toplam 30.14 m2 yerden geçit hakkı tesisine, geçit bedeli olarak 621.40 YTL. bedelin davacı tarafından davalıya ödenmesine, birleştirilen dava davacısı ...’un yolun iptaline ilişkin davasının reddine karar verilmiş hükmü davalı-birleşen dava davacısı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davacının 53 parsel sayılı taşınmazına geçit için kadastro yoluna ilave edilecek miktar ile birlikte 3 metre yol genişliği yeterlidir. Eski yola ilave edilecek geçit miktarı buna göre hesap edilecekken, bilirkişi raporunda yol genişliğinin 3,5 metre olarak gösterilip buna göre hesap yapılarak geçit tesisi,
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ve Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre geçit bedelinin hükümden önce yüklü taşınmaz malikine ödenmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesi ve hükümle kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin beyanlar sütununda gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde ve ayrıca geçit hakkının ve yükümlülüklerinin parsel maliki olarak belirlenerek hüküm tesisi,
Davanın niteliği gereği yargılama gideri ve yargı harcının davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekirken, davalıdan tahsiline hükmedilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/14436, K. 2007/70, 15 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama