KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/8482 E., 2006/13503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2006
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.11.2006 günü için yapılan tebilgat üzerine temyiz eden davalı vekili gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
1-Dava; çekişmeli taşınmazın öncesinin yayla olduğu, zilyetlikle kazanılmasının söz konusu edilemeyeceği iddiasıyla tapu iptali ve özel siciline işlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... ... vekili temyiz etmiştir. Davalı ... ...'a dava dilekçesi ve duruşma gününün Tebliğat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebliğatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı teblig mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir.
Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalı ... ...'a çıkarılan tebligat incelendiğinde. 29.12.2005 tarihli duruşma gününün 9.12.2005 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata adres kapalı olduğundan komşusu T.Barçin'e haber verilerek bir örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Ancak komşu T.Barçin'in imzası alınmamıştır. Bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Oysa Tüzüğün 28.maddesinin 1.fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde, tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Kanununun 21.maddesinde öngörülen koşulla yapıldığı kabul edilir.
Tebligat yöntemine uyulmayarak davalı ... ...'a yapılan tebliğ ile yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan HUKMK.nun 73.maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Davalı ... ... hakkında verilen karar ile ilgili temyize gelince; 4.5.1978 tarih 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince davalının davanın açılmasından önce ölmesi halinde davanın reddi gerektiği mirasçılara karşı dahi davanın teşmiline olanak bulunmadığı kuralına rağmen 519 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki davalı ... ...'ın dosyadaki veraset ilamına göre 30.11.2005 tarihinde açılan bu davadan önce 6.9.1998 tarihinde ölmüş olmasına rağmen ... ... hakkındaki davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2006/8482, K. 2006/13503, 21 Kasım 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama