KÜNYE
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/1473 E., 2008/7193 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2008
- Mahkemesi
- Tüketici Mahkemesi
Karar Metni
1.064 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.11.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kabulüne dair verilen 18.09.2007 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ..., ... davacı ... ve ... .. vekilleri tarafından duruşmasız istenilmekle tayin olunan 03.06.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... ....
Karşı taraf gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayanan tapu iptali tescil, ikinci kademedeki istek ise bağımsız bölümün saptanacak rayiç bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı yüklenicilerden ... ... savunmada bulunmamıştır.
Diğer davalı yüklenici ... ... 7120 ada 5 parsel üzerinde yapılan binanın 17 numaralı bağımsız bölümünü davacıya sattığını bedelini aldığını ancak ekonomik sıkıntıya düştüğünü, davalılardan ...’dan borç para aldığını, çekişmeli taşınmazın tapusunu teminat amacıyla bu davalıya verdiğini, onun da eşi olan ...’e temlik ettiğini bildirmiştir.
Davalı arsa sahipleri inşaatın tamamlandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Taşınmazın son maliki olan davalılardan ... ise bağımsız bölüme tapu kaydına güvenerek ve iyiniyetle satın aldığını, davanın reddi gerekeceğini ileri sürmüştür. Mahkemece, mülkiyet aktarımı istemine ilişkin davanın reddine, taşınmaz değeri olarak saptanan 52.991.40 YTL’nin yüklenici davalılar ... ve ...’dan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü davacı, davalı yüklenicilerden ..., arsa sahibi davalı ... ve son kayıt maliki davalı ... temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; davalı yükleniciyle arsa sahibi davalılar ... ..., ... ... ... ve ... ... arasında biçimine uygun düzenlenmiş 10.02.1995 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeyle davalı yüklenici ... ...'nın diğer davalıların maliki olduğu 7120 ada 5 parsel üzerine bir bina yapma işini yükümlendiği, sözleşmede çekişme konusu 17 parsel sayısını alan bağımsız bölümün yüklenici davalı ... ...’ya bırakılmasının kararlaştırıldığı, yüklenicinin 17 numaralı bağımsız bölüm mülkiyetini 11.04.1995 tarihli temlik sözleşmesiyle davacıya temlik ettiği, ne var ki.
10.02.1995 günlü sözleşmenin taraflarınca 30.07.1999 tarihli sözleşmeyle feshedildiği, aynı tarihte yapılan yeni bir sözleşmeyle ... yapım işine sözleşmedeki koşullar çerçevesinde davalılardan yüklenici ... ...’un üstlendiği, davacının 17 numaralı bağımsız bölümü bu kere 09.03.1998 günlü temlik sözleşmesiyle temlik aldığı, yapılan temlik işlemlerine rağmen ikinci yüklenici ... ...’un 17 numaralı bağımsız bölümü tapuda önce davalı ...’a devrettiği bu kişinin de tapuda yaptığı satışla 17 numaralı bağımsız bölümü eşi olan davalı ...’a sattığı anlaşılmaktadır.
1-Burada öncelikle üzerinde durulması gereken husus; davalılardan yüklenici ... ... ile ... arasındaki satış işleminin hukuki niteliğidir. Gerçekten bir sözleşmenin hüküm ve sonuç meydana getirmesi için o sözleşmenin amacına uygun kurulması gerekir. Yoksa, sözleşmenin görünümde var olmasının bir önemi yoktur. Örneğin, taşınmaz satış sözleşmesinin aslında bağış, karz veya teminat amacıyla yapılması her zaman olanaklıdır.
Bunun gibi bir taşınmaz satış sözleşmesi gerçek alacaklıların haklarını bertaraf etmek kastıyla yapılmış bu amacı sağlamak için de mülkiyet üçüncü bir kişiye tapuda geçirilmiş olabilir. Uygulama ve doktirinde kaynağını Borçlar Kanununun 18. maddesinden alan bu gibi işlemlere «muvazaalı işlemler» denilmektedir. Bir tanımlama yapmak gerekirse muvazaa; kısaca, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılık demektir.
Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşırlar ve muvazaalı işlemler üçüncü kişilere karşı gerçek bir hukuki işlemin var olduğu görünüşü yaratmak için yapılır. Muvazaada görünürdeki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması tarafların ortak iradelerinin bu yolda birleşmemiş olmalarından dolayıdır.
Çünkü muvazaada taraflar görünürdeki işlemin altında muhteva ve sonuçlarıyla gerçekleşmesini ... ettikleri bir sözleşme işlemini gizlerler. Örnek olmak üzere, taraflar arasında yapılan taşınmaz satış işlemi gerçekte bir alacağın teminatı maksadıyla yapılmışsa burada borçlu ile üçüncü kişi arasında temlik iradesi olmadığından satış geçersizdir.
Bir hukuki işlemin muvazaalı olarak yapıldığı iddiasını bizzat işlemin tarafları ileri sürebilecekleri gibi ilgili üçüncü kişiler de ileri sürebilir. Olayımızda davacı davalılardan ... ile ... arasındaki işlemin muvazaalı olduğu iddiasında bulunduğundan, bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Bunun kanıtlanması için başvurulan ... araçları yazılı delil olabileceği gibi tanık, sosyal ve ekonomik durum araştırması bilirkişi incelemesi ve diğer delillerle de olabilir.
Nitekim, davacı, taraflar arasındaki işlemin muvazaaya dayalı olduğunu dinlettiği tanık sözleri, dosyada yer alan gazete haberleri ve Adana Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatıldığını bildirdiği hazırlık soruşturmaları ile açılan kamu davaları kararları ile ... etmek istemiştir. Ancak; mahkemece işlemin muvazaalı olduğuna ilişkin bildirilen tüm bu deliller incelenip değerlendirilmemiştir.
Öncelikle mahkemenin davacı tarafından bildirilen bütün bu delilleri özellikle davalı yüklenici ...’ın savunmasıyla birlikte değerlendirmesi gerekir. Yapılacak bu inceleme sonucu davalı ... ile Servet arasındaki işlemin gerçekte bir taşınmaz satış işlemi değil, alacağın teminatını sağlamaya yönelik rehin işlemi olduğu ve davacının mülkiyet hakkını bertaraf etmek kastıyla yapıldığı sonucuna ulaşılırsa, diğer davalı ...
Türk Medeni Kanununun 1024. maddesince ayni hakkın yolsuz tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi durumunda olduğundan, Türk Medeni Kanununun 3. maddesi hükmünce ayrıcı kötü niyetinin ispatı gerekmediğinden, davalılardan ... üzerindeki kaydın da iptali gerekecektir.
Mahkemece, bütün bu yönler üzerinde durulmaksızın, soyut «mülkiyetin davalı ...’e danışıklı olarak geçirildiği iddiası kanıtlanamadığından» söz edilerek davacının mülkiyet iddiasına ilişkin davasının reddi doğru olmamıştır. Karar açıklanan nedenle davacı ... yararına bozulmalıdır.
2- Az yukarıda yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere başlangıçta arsa sahibi davalılar ile davalı yüklenici ... ... arasındaki 10.02.1995 tarihli sözleşme taraflarınca 30.07.1999 tarihinde feshedilmiştir. Sözleşmenin feshinden maksat o sözleşmenin taraflarının sözleşmenin etkilerinden kurtulmalıdır. Başka bir anlatımla, davalılardan ... ... sözleşmeyi feshetmekte 10.02.1995 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesindeki edimlerinden kurtulmuştur.
Nitekim, arsa sahibi davalılar diğer davalı ... ... ile inşaatı kaldığı noktadan bitirmek üzere 30.07.1999 tarihinde ayrı bir arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenlemiştir. Davada davacı ...’ın isteminin dayanağı da 30.07.1995 günlü sözleşmeyle davalı yüklenici ...’a bırakılması kararlaştırılan 17 numaralı bağımsız bölüme ilişkin 09.03.1998 tarihli temlik işlemidir.
Davalılardan ilk yüklenici ... ...'yla yapılan ilk sözleşme arsa sahipleri tarafından feshedildiğinde davacıda ikinci yüklenici davalı ... ...’un yaptığı 09.03.1998 tarihli temlik işlemine dayandığından, davada ilk yüklenici davalı ... ..., tazminatla sorumlu tutulamaz. Mahkemece, ... ... hakkındaki davanın reddi yerine bu davalının da tazminatla sorumlu tutulması yanlıştır.
Karar açıklanan nedenlerle de davalılardan ... ... yararına bozulmalıdır.
3- Davalılardan ... ... ve ...’ın temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, bu davalıların 17 numaralı bağımsız bölümün mülkiyet aktarımı istemi nedeniyle hasım göstermiştir. Davalı ... arsa sahiplerinden olup, taşınmaz kaydı tapuda ... adına olduğundan ve mülkiyet aktarımı istemi reddedildiğinden, davalılardan ... ... ve ...’ın hüküm altına alınan tazminat nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulma olanağı yoktur.
Mahkemece, yapılan bu saptama göz ardı edilerek kabule göre anılan davalıların yargılama giderleri ile sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle de davalı ... ... ve ... yararına bozulmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2008/1473, K. 2008/7193, 4 Haziran 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama