KÜNYE
(Kapatılan)15. Hukuk Dairesi 2008/3361 E., 2008/6628 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2008
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Hakimliği
Karar Metni
710 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- KARAR -
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu davalının vakî itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne ve davalının icra takibine vakî itirazının iptaline ve davacı yararına (1.861,00) YTL icra inkâr tazminatına hükmolunmasına karar verilmiş, verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
...İcra Müdürlüğü’nün 2006/8752 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı davacı şirket tarafından, takip borçlusu davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde.
09.06.2006 tarih, 231775 numaralı ve 14.07.2006 tarih 231777 numaralı faturalar dayanak alınarak, 4.071,00 YTL asıl alacak ve 582,74 YTL tutarında yine bakiye asıl alacağın toplamı 4.653,74 YTL alacağın tahsilinin istendiği, takip borçlusunun vakî itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptali davasının da bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur. Yanlar arasında yazılı sözleşme yapıldığı ileri sürülmemiştir.
Davalı, icra takibine dayanak alınan 09.06.2006 tarih ve 231775 numaralı ve 6.882,74 YTL tutarlı fatura kapsamının doğruluğunu kabul ederek, faturada gösterilen kataloglardan (100) adet kataloğun teslim edilmemesi sebebiyle toplam 6.300,00 YTL tutarında yapılan ödemenin mahsubuyla kalan kısmı ödemediğini bildirmektedir.
Takip ve davaya dayanak alınan 14.07.2006 tarih ve 23177 numaralı fatura kapsamını ise davalı, kabul etmemiş ve bu fatura konusu işlerin davacı tarafından yapılmadığını ve dolayısıyla yanlar arasında bu işe ilişkin akdi ilişkinin kurulmadığını savunmuştur.
Tarafların, açıklamaları ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde; kurulduğu ileri sürülen akdi ilişki, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı
üzere, niteliğince bir “eser” sözleşmesidir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Borçlar Kanunu’nun 364/I. maddesi gereğince iş bedelinin ödeme zamanı taraflarca kararlaştırılmamış ise, yüklenici işin tesliminde haketmiş olduğu iş bedelini isteyebilir.
Öte yandan, yanlar arasında kurulduğu kabul edilen akdi ilişki gereğince işin sözleşme ve yasa koşullarına, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılarak iş-eser sahibine teslim olunduğunu ve iş-eser sahibi tarafından kabul edildiğini yüklenici, yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidir.
Davalı tarafından 09.06.2006 tarihli fatura konusu işle ilgili akdi ilişki kabul edildiğinden bu işten ötürü dava ve takip konusu yapılan 582,74 YTL bakiye iş bedeli alacağının istenebilmesi için davacının savunulduğu üzere (100) adet kataloğu da davalıya teslim ettiğini her türlü delille kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda ise, açıklanan bu hususun davacı tarafından kanıtlanabilmesi için davacıya ve karşı delillerini sunabilmesi için de davalıya olanak verilmelidir.
14.07.2006 tarih ve 23177 numaralı fatura konusu işin yapımına yönelik olarak yanlar arasında sözleşme yapıldığını yüklenici davacının HUMK’nın 288. maddesi hükmü gereğince, öncelikle yasal ve yazılı delillerle kanıtlaması ve akdi ilişkinin kurulmuş olduğunun kanıtlanması durumunda ise az yukarıda da açıklandığı üzere akdi ilişkinin konusu olan işin yapılarak iş-eser sahibine teslim edildiğini ve iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlaması zorunludur.
Yanlar arasında sözü edilen fatura konusu işlerin yapımı için “sözlü” sözleşmenin yapılmış olduğu HUMK’nın 292. maddesi hükmü gereğince “yazılı delil” başlangıcı niteliğinde bir belgeye dayanılmadığından; aynı Kanunun 289. maddesi gereğince de karşı tarafın açık onayı bulunmadığından “tanık” delili ile kanıtlanamaz. Ancak, davacı vekilinin dava dilekçesi ve sunduğu delil listesi incelendiğinde de “yemin” deliline dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar, tacir olduğundan ve davacı taraf da tarafların ticari defterlerine dayanmış olduğundan tarafların ticari defterleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak Türk Ticaret Kanunu’nun 82 ve izleyen maddeleri hükümleri çerçevesinde sözü edilen fatura konusu işe yönelik yanlar arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığı tespit olunmalıdır.
Akdi ilişkinin kurulmuş olduğu sonucuna varılması ve işlerin davalıya teslim edildiğinin kanıtlanması durumunda ise, işlerin bedelinde uyuşmazlık bulunduğundan Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi hükmü gereğince uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre, iş bedelinin mahkemece belirlenmesi ve varılacak sonuca göre bu işlerle ilgili dava hakkında hüküm oluşturulmalıdır.
Diğer yandan, İİK’nın 67. maddesi hükmü gereğince takip alacaklısı davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için bu yasa hükmünde öngörülen tüm bu koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda davası kabul edilen alacağın likid yani davalı tarafından belirlenebilir olması zorunludur. Oysa davası kabul edilen alacağın tutarı mahkemece yargılama yapılmasını ve bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden likid değildir. O halde, mahkemece davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2008/3361, K. 2008/6628, 7 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama