KÜNYE
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2005/13450 E., 2006/30 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2006
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 101 ada 26 parsel sayılı 2374,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz üzerinde zilyetlirenin zilyetliklerinin kesintiye uğraması nedeniyle hazine adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde ... ve ... t'in ayrı ayrı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açtıkları davalar birleştirilmiştir. Mahkemece davacı ... 'in davasının reddine, ... Gökçen'in davasının kabulüne ve dava konusu parselin davacılardan ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacılardan ... yararına tesbit günü itibariyle satınalma ve zilyetliğe dayalı taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz ... ve ...’in zilyetliklerinin geçici vede yasal süreye ulaşmadığı düşüncesiyle hazine adına tesbit edilmiş, davacılar Cevdet ve ... zilyetliğe dayanarak dava açmışlardır.
Tesbit nedenine, ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık adına, tescil kararı verilen davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14.maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönündedir. Davanın yasal dayanağını 3402 Sayalı Kadastro Yasasının 14 ve Medeni Kanunun 713.maddesi teşkil etmekterir. Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Anılan maddelere göre tapusuz bir taşınmazın tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tarıma elverişli ve tescile tabi yerlerden olması, zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması, ayrıca maddi olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Ziraatçi bilirkişi raporunda taşınmazın tarım arazisi olduğu açıkca vurgulanmıştır. Ne varki
../... -2-
2005/13450 2006/30
zilyetlikle ilgili olarak yerel bilirkişi ile dinlenen tanık beyanları çelişkili olup, çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, tutanak içeriği bilirkişi ve tanık sözlerine aykırı düşmesine karşın 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30/1 maddesi uyarınca tutanak bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, ayrıca davalı ...’in dayandığı 1994 tarihli senette satıcı olarak gözüken ...’ın taşınmazla ve taraflarla ilgisinin ne olduğu ve zilyet bulunup bulunmadığı, zilyet olması halinde süresinin neye ulaştığı da açıklığa kavuşturulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde taraflardan taşınmazın öncesini ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla sonradan gösterilecek tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin ne olduğu, kimden kaldığı, dayanak 1994 tarihli senedin taşınmazla ilgili olup olmadığı taşınmazın kim yada kimlerin zilyetliğinde olduğu,
adına tescil kararı verilen ...’nin zilyetliğinde olması halinde zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik ve zilyetliklerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda yöntemine uygun olarak vede yüzleştirilmek suretiyle giderilmesine çalışılmalı, taşınmazlarla ilgili davalarda bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmesi gerektiği ilkesine uyulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli,
ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2005/13450, K. 2006/30, 23 Ocak 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama