Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/7540 E. , 2025/12606 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇA SÜRÜKLENEN Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 13.01.2025 tarihli ve 2023/7498 Esas, 2025/180 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2025 tarihli ve 2-2022/134063 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme ne
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/7540 E. , 2025/12606 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇA SÜRÜKLENEN Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 13.01.2025 tarihli ve 2023/7498 Esas, 2025/180 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2025 tarihli ve 2-2022/134063 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinin 2. cümlesinde belirtildiği üzere, süre aranmaksızın yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 01.06.2021 tarihli ve 2020/1568 Esas, 2021/1250 Karar sayılı BOZMA kararının, itiraza konu edilen Dairemiz kararında da vurgulandığı gibi CMK’nın 280/1-e-f maddelerine aykırı olup, bu hususun uyuşmazlık dışı olduğu belirtilmekle birlikte, bölge adliye mahkemesince zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının düşürülmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı da dikkate alındığında, anılan şekilde (Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.06.2021 tarihli BOZMA kararında belirtilen hukuka aykırılıkların CMK’nın 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma nedeni olarak gösterilen ve yukarıda sayılan hukuka aykırılıkların hiç birisinin bu bent kapsamına girmediği, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/1568 Esas, 2021/1250 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine Osmaniye Çocuk Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli ve 2021/323 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu belirlenerek, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün oy çokluğuyla BOZULMASINA) usûl bozması yapılması durumunda, bu bozma nedeninin hükmün esasına etki etmeyeceğinden ve bozmadan sonra kurulacak hükmü değiştirmeyecek nitelikte yargılama hukukuna ilişkin bir aykırılık olduğundan bahisle, bozma kararının kaldırılarak katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 1. İlk derece mahkemesi olan ... Çocuk Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine ilişkin verilen kararın istinaf edilmesi sonrası, istinaf incelemesi neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 01.06.2021 tarihli kararında "Hazır bulunan suça sürüklenen çocuk müdafiisine esas hakkındaki savunması sorulmadan karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, suça sürüklenen çocuğun okul kantininden hırsızlık eyleminin bina içerisinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu ve eyleminin suç tarihi itibariyle daha lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturmasına karşın olayda uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-a maddesi gereğince hüküm kurulması, suça sürüklenen çocuğun ceza ehliyeti bulunup bulunmadığının tespiti açısından üzerine atılı nitelikli hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçları belirtilerek bu suçlar yönünden fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hiçbir suç adı belirtilmeden alınan ceza ehliyeti raporuna dayanılarak karar verilmesi, kamu malına zarar verme suçundan ceza verildiği belirtilmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a maddesi yerine aynı Kanun'un 151/1. maddesi gereğince cezalandırma yoluna gidilerek hükümde çelişki yaratılması, etkin pişmanlık nedeniyle aynı Kanun'un 168/1. maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken 168/2. maddesi gereğince indirim yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi, 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin aynı Kanun'un 31/2. maddesinden sonra uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesi gereğince ceza verildiğinin belirtilmesine ve teşdit uygulandığı belirtilmemesine karşın alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi" şeklinde yer alan gerekçelere dayanılarak hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma nedeni olarak gösterilen ve yukarıda sayılan hukuka aykırılıkların hiç birisinin bu bent kapsamına girmediği ve buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle bu hususun bozma nedeni yapılması gerektiği anlaşılmakla birlikte; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 28.02.2012 tarihli ve 2011/11–294 Esas, 2012/64 karar sayılı kararında "Hükmün esasına etkili bulunmayan ve bozmadan sonra kurulacak hükmü de değiştirmeyecek olan yargılama hukukuna ilişkin aykırılıklar, temyiz incelemesi sırasında hükmün esasının incelenmesine geçilmeden önce mutlak bozma nedeni yapılmamalı, ancak hükmün bozulmasını gerektiren maddi hukuk normlarına ilişkin başka bir hukuka aykırılığın bulunması durumunda, anılan hukuka aykırılığa da yer verilmek suretiyle hükmün bozulması yoluna gidilmelidir." şeklinde yer alan kabul ve somut olayda bölge adliye mahkemesince zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının düşürülmesinde hukuka aykırılık bulunmaması karşısında; anılan bozma nedeni hükmün esasına etki etmeyeceğinden ve bozma sonrası kurulacak hükmü değiştirme durumu da olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. 2. Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde okul kantinine, kantinin pencere demir sac parmaklığını kırarak girip içeriden çeşitli yiyecek ürünlerini çaldığı olayda, suça sürüklenen çocuğun itiraza konu edilen kamu malına zarar verme eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a, 31/2. maddeleri gereğince belirlenecek cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 6 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, 24.04.2013 olan suç tarihinden 11.05.2022 tarihli mahkûmiyet tarihine kadar (hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle oluşan durma süresi de eklendiğinde) gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden İlk Derece Mahkemesi tarafından mahkûmiyet kararı verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle verilen düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararda (düşme kararı verilmesi suretiyle) bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, istinaf kararında bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 13.01.2025 tarihli ve 2023/7498 Esas, 2025/180 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 20.09.2022 tarihli ve 2022/1926 Esas, 2022/1575 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... Çocuk Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.