Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/9054 E. , 2025/15636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2002/543 E., 2004/441 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/9054 E. , 2025/15636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2002/543 E., 2004/441 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2025 tarihli ve KYB-2025/76663 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/162 esas, 2005/173 karar sayılı ile Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20/03/2023 tarihli ve 2023/1426 esas, 2023/1341 karar sayılı ilâmlarında yer aldığı üzere, lehe olan kanunun belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya sonraki kanun ile cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı doğmuşsa yargılamasının duruşma açılıp uyarlama yargılaması yapılarak karar verilmesi gerekmesi karşısında, mahkemesince sanık haberdar edilmeksizin duruşma açılmayarak sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" başlıklı 168. maddesinde yer alan, " (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)65 suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.... (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Sanığın suçun işlenmesi nedeniyle oluşan zararı gidermek isteyip istemediğinin tespit edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi bakımından sanığa uygun süre verilerek, gerekirse mahkemece ödeme yeri belirlenip suçtan hasıl olan zararı ödeme imkanı tanınarak sonucuna göre sanık hakkında anılan Kanun'un 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde, 3- Uyarlama yargılamasında, hükümlünün aleyhe bozma yasağından yararlanma ve kazanılmış hakkı bulunmamakta ise de, uyarlama yargılamasında, kesinleşen ve uyarlamaya konu edilen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesinin söz konusu olamayacağı, bu kapsamda somut olarak karşılaştırma yapıldıktan sonra kesinleşen hükümdeki ceza miktarından daha fazla bir ceza verilmesi düşünüldüğünde uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerektiği nazara alındığında, 14/07/2004 tarihinde verilen ilk hükümdeki 872.280,000 Türk lirası adlî para cezasının, uyarlama yargılaması sonucu verilen ikinci hükümdeki 3 ay 3 gün hapis cezasından sonuçları itibariyle sanığın daha lehine olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143/1 ve 145/1 maddeleri uyarınca sonuç ceza olarak 9 ay 10 gün hapis cezası belirlendikten sonra, anılan Kanun'un 35/2. maddesi gereğince dörtte üç oranı yapılacak indirim sonucu 2 ay 10 gün hapis cezası tayin edilmesi yerine, 3 ay 3 gün hapis cezası şeklinde fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124 Esas, 2006/165 Karar sayılı kararı ile 04.07.2006 tarihli ve 2006/10-128 Esas, 2006/177 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kesin hükümde değişiklik yargılaması (uyarlama yargılaması) sonucu verilen hükümler ile tayin olunan cezaların kazanılmış hak oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Her ne kadar kanun yararına bozma isteminde hükümlü ...'un, 14.07.2004 tarihli karar ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1, 61, 522/1, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 872.280,000 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği belirtilmiş ise de; anılan cezanın inceleme dışı hükümlü .. hakkında verilen ceza olduğu belirlenmekle; somut olayda, hükümlü ... ile inceleme dışı suç ortağı ...'un suç tarihinde gece vakti saat 03.30 sıralarında, şikâyetçinin marketi önüne gelerek iş yerinin sağlam nitelikteki kapı kilidini kırdıkları, iş yerine girecekleri sırada ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk görevlilerince suç yerinde yakalandıkları anlaşılmakla; hükümlü ...'un Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2004 tarihli ve 2002/543 Esas 2004/44 Karar sayılı kararıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1, 61, 522/1. maddeleri gereğince 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, anılan hükmün temyiz edilmeden kesinleştiği; bilahare 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereğince uyarlama yapılması talebi üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 23.06.2005 tarihli ek kararla, hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 145, 35/2. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; somut olayda hükümlünün eyleminin 765 sayılı Kanun'un 493/1, 61, 522/1 (pek hafif) maddelerine uyan hırsızlık suçu ile 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, 143, 35. maddeleri kapsamındaki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanun’un 116/2-4 ve 119/1-c maddeleri kapsamında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan 5237 sayılı Kanun’un 151/1. maddesi kapsamında mala zarar verme suçlarını oluşturduğu, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesindeki “Malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı Kanun'un 522. maddesindeki “Hafif” ve “Pek hafif” ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “Değerin azlığı”nın 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, buna göre hükümlünün anılan eyleminde 5237 sayılı Kanun'un 145. maddesi hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı ve bu doğrultuda 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143 ve 35. maddeleri uyarınca tayin olunacak ceza dikkate alındığında ve de iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 116/2-4 ve 119/1-c maddeleri uyarınca, ayrıca şikâyetin bulunması durumunda aynı Kanun'un 151/1. maddesi uyarınca tayin olunacak cezalar ile birlikte değerlendirme yapıldığında, 765 sayılı Kanun'un hükümlü lehine olduğu, buna göre uyarlama yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlünün hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 145 ve 35/2. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, belirlenmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.