İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2026/1237 Karar: 2026/4565 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi — Nitelikli Yağma Kararı (E.2026/1237 K.2026/4565)

2. Ceza Dairesi 2026/1237 E. , 2026/4565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/843 D. İş SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlg

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2026/1237 E. , 2026/4565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/843 D. İş SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlg

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2026/1237 E. , 2026/4565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/843 D. İş SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2026 tarihli ve KYB-2025/153045 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine, Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2024 tarihli kararı ile, suçun gece vakti işlendiği kabul edilmiş olmasına rağmen, 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3 ve 196/2 maddeleri uyarınca, sanığın müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 karar sayılı ilamında yer alan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacağı, kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği şeklindeki görüşün değiştirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği, ancak 15.6.1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerektiği şeklindeki görüşün benimsendiği nazara alındığında, Somut olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli halleri göz önünde bulundurulması gerektiği, zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasında isabet görülmemiş ise de, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli kararından önce verilmiş olması nedeniyle bu durumun olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağı gözetilerek yapılan incelemede, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli kararının kesinleşmesinden sonra, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli ek kararına karşı yapılan itiraz üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3 ve 196/2 maddeleri uyarınca, sanığın müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerektiği hususunun 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesi kapsamında sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden biri olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311-323. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü bir kanun yoludur. 15.06.1949 tarihli ve 4-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, "Tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstakar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar aleyhine karşı tashihi karar yoluna" gidilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/2-35 Esas, 2021/473 Karar sayılı ilâmında da anılan içtihadı birleştirme kararına atıfla yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usûl ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulünün gerektiği belirtilmiştir. Bu açıklama ve kararlar ışığında irdelenmesi gereken somut olayda; hükümlü ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143/1, 116/4, 119/1-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/1252 Esas, 2016/254 Karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin 03.05.2016 tarihinde kesinleştiği; gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan hükümlü ...'a suçun nitelikli hâli dikkate alınmak suretiyle zorunlu müdafi atanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, yargılama ve hüküm tarihi itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerce, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafi atanması için suçun temel şekli bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırının gözetilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu bağlamda suçun nitelikli hâlleri de dikkate alınarak müdafi atanması hususundaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu veya Daire içtihatlarındaki değişimin, hükümlünün yargılanıp hakkındaki hükümlerin kesinleştiği tarihten sonraki kararlarla gerçekleştiği, mahkeme içtihatlarındaki değişimlerin ise olağanüstü kanun yollarına başvurma hakkı tanımadığı, ayrıca hükümlünün müdafi huzurunda savunmasının alınması gerektiği hususunun, 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesi kapsamında sayılan yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden olmadığı gözetilmeden, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli ek kararına karşı yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2024 tarihli ve 2024/843 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkum edilen hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebi reddedilmiş; bu ek karara karşı itirazı, gece vakti nitelikli hırsızlıkta zorunlu müdafi atanmadığı gerekçesiyle Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiştir. Bu kabul kararına karşı kanun yararına bozma istenmiştir.

Hukuki İlke: CMK 150/3'te zorunlu müdafi için nitelikli hallerin de gözetilmesi gerektiği yönündeki YCGK 14.10.2021 içtihadının, 15.06.1949 tarih ve 4-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca geriye yürümeyeceği; içtihat değişikliğinin, kesinleşmiş ve usule aykırılık taşımayan karara karşı olağanüstü kanun yoluna başvuru nedeni olamayacağı; ayrıca bu hususun CMK 311'deki yenileme sebeplerinden olmadığı belirtilmiştir.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma istemi kabul edilerek Bursa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulüne dair kararı CMK 309/3 gereği bozulmuş; CMK 309/4-a uyarınca dosya itiraz merciine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi edilmiştir.

Dava Strateji Notu: Lehe içtihat değişikliğine dayanan yenileme/itiraz taleplerinde, hüküm kesinleşme tarihinin içtihattan önce olup olmadığı belirleyicidir; müdafi, geriye yürümezlik ilkesini aşmak için değişikliği yenileme değil süregelen bir usul aykırılığı olarak temellendirmeye çalışmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla