KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/8592 E., 2012/4988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2012
- Mahkemesi
- Mersin 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 7.12.2010
- Numarası
- Esas no:2009/50 Karar no:2010/1448
Karar Metni
250 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Toplanan delillerle; davalı kocanın eşine hakeret edip aşağıladığı ve eşini ortak konuttan kovduğu, buna karşılık davacı kadının da evlilik birliğine ilişkin görevlerini ihmal ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında gerçekleşen bu olaylar sonucu evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, bu sonucun gerçekleşmesinde her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte; davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı dava açmakta haklı olup, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleştiğinden, davanın kabulüyle boşanmaya karar verilecek yerde mahkemece delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadının kendisi için uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/8592, K. 2012/4988, 7 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama