KÜNYE
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2009/16687 E., 2010/12913 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı, 13.01.1993 tarihinde SSK'ya yapmış olduğu askerlik borçlanması talebinin geçerli sayılarak 01.05.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, fuzuli ödemenin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı 13.1.1993 tarihinde SSK'ya yapmış olduğu askerlik borçlanması talebinin geçerli sayılarak, 1.5.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ile, ikinci defa yapılan askerlik borçlanması, ödenen primler nedeniyle yapılan fuzuli ödeme ve mahrum kalınan aylık tutarı toplamı 4.900.00 TL'nin davalı Kurumdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1.4.1981-27.10.1981 tarihleri arasında 125 gün, 1.7.1985-1.10.1985 tarihleri arasında 54 gün, 5.9.1994-30.9.1994 tarihleri arasında 20 gün, 3.10.1994-30.11.1994 tarihleri arasında 12 gün 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu çalışmasının bulunduğu, 1.7.1988-30.8.1994 ve 1.4.1995-30.7.1996 tarihleri arasında 2.700 gün 506 sayılı Yasaya tabi isteğe bağlı sigortalılık primi ödediği 7.11.1996 tarihinde isteğe bağlı sigortalılığın 1479 sayılı Yasa'ya tabi mecburi sigortalılık ile çakışması nedeniyle iptal edilip primlerinin iade edildiği,
5.9.1996 tarihli bildirgeyle meslek odası kaydına istinaden 22.3.1985 tarihinden geçerli olarak 1479 sayılı Yasaya tabi ... sigortalısı olarak tescil edildiği, 30.10.1996 tarihinden 30.6.2008 tarihine kadar prim ödediği 1.7.2008 tarihi itibariyle kurumca kabul edilen sigortalılık süresi 23 yıl 6 gün olduğu ve borcunun bulunmadığı, 29.8.1994 tarihinden itibaren Esnaf Sicil kaydı, 5.4.1978 tarihinden itibaren Oda kaydı ile 1.4.1991 tarihinden itibaren de vergi kaydının bulunduğu, davacının 24.12.1990 tarihinde SSK'ya yaptığı 1 yıl 8 aylık askerlik borçlanması tutarını 13.1.1993 tarihinde ödediği,
29.4.2008 tarihli ...'a yapmış olduğu tahsis başvurusunun davalı kurumca ... sigortalısı iken SSK'ya yapılan askerlik borçlanmasının geçerli olmadığından reddedildiği, daha sonra 30.6.2008 tarihli ...'a yaptığı ikinci tahsis başvurusu üzerine 3.277,40 TL askerlik borçlanma tutarı ödetildikten sonra Kurumca 1.7.2008 tarihinden itibaren 9.065 gün prim ödeme gün sayısı üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı 1.4.1981 tarihinden itibaren devam eden 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığına dayanarak 24.12.1990 tarihinde askerlik borçlanması için SSK'ya başvurmuştur. Uyuşmazlık davacının askerlik süresini SSK'ya mı yoksa ...'a mı borçlanacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasa’nın Ek 9. maddesidir.
4956 sayılı Yasa’nın 36. maddesi ile değiştirilen bu maddeye göre 1479 sayılı Yasa’ya göre sigortalı olanlar, askerlikte geçen sürelerin tamamını borçlanabilirler. Öte yandan 4958 sayılı Yasa’nın 34.maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Yasa’nın 60/F maddesine göre, diğer sosyal güvenlik kuruluşları mevzuatına göre sigortalı olanların Sosyal Sigortalar Kurumu'na askerlik borçlanması yapamayacakları açıkça belirtilmiştir.
Askerlik borçlanması talebi ve prim ödeme tarihlerinde 506 sayılı Yasa'ya tabi isteğe bağlı sigortalı olan davacının SSK'ya borçlanması gerektiği açıktır. Çünkü davacının askerlik borçlanması yaptığı ve ödemede bulunduğu tarihte henüz 1479 sayılı Yasaya göre tescil edilmiş bir sigortalılığı da yoktur. Sonradan ...'a tescili SSK'ya yapılan askerlik borçlanmasını ortadan kaldırmaz.
Yapılacak iş; davacının 506 sayılı Yasa'ya göre yapmış olduğu askerlik borçlanmasının geçerli olduğu kabul edilerek, dosyadaki tüm deliller değerlendirilmek suretiyle yaşlılık aylığı ve diğer talepleri yönünden çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2009/16687, K. 2010/12913, 21 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama