Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/1482 E. , 2025/7362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/140 E., 2023/1038 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 223/7. maddesi
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/1482 E. , 2025/7362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/140 E., 2023/1038 K. SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca, resmi belgede sahtecilik suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 10.09.2024 tarihli ve 2023/25383 Esas, 2024/9496 sayılı Kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.01.2025 tarihli ve KD-2025/1939 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesine 5560 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen ek cümlede, Yargıtay ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulu kararlarındaki yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ilgili ceza dairesi veya Ceza Genel Kuruluna başvurabilir hükmüne yer verilmiştir. Yapılan incelemede, Yüksek Daire kararının ön inceleme kısmında "Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 02.10.2023 gün ve 2023/140 Esas, 2023/1038 sayılı Kararının Katılan ..., vekilinin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık müdafii, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve Katılan ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir, gereği düşünüldü;" ibaresine yer verildiği halde gerekçe bölümünde dosya içeriğine aykırı olarak "Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve ... vekilini yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; Sanık müdafiinin temyiz istemi beraat eden sanık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin olup sadece vekalet ücreti ile sınırlı yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2020 tarihli ve 2020/16-967 Esas ve 2020/376 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen kararında; "Mevzuat kapsamında vekilin ve müdafiinin vekaletname ibrazı hakkında bir düzenleme yapılmadığı, sanık tarafından iradi olarak tayin edilen müdafiinin Avukatlık Kanunu kapsamında iradi vekalet ilişkisine dayalı olarak temsil görevi üstlendiği, Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesinde 4667 sayılı Kanunda yapılan değişiklik sonrasında avukatlık sözleşmesinin yazılı olmasının şart olmadığı, tarafların iradelerinin uyuşması halinde vekalet sözleşmesi kurulacağı, dolayısıyla tarafların bu yöndeki iradelerini usulünce açıkladıkları hallerde yazılı belge aranmayacağı, sanığın müdafii ile birlikte duruşmaya katıldığı ve müdafiine ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, müdafii olarak kabul ettiği anlaşılmakla, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündeki kanun yararına bozma talebinin reddine" şeklindeki kararıyla dosyaya onaylı vekaletname ibraz edilmemiş olsa da sanık lehine vekalet ücreti takdirinin gerekeceğinin kabul edildiği gözetilmekle, Sanık müdafiinin ilk derece yargılamasında duruşmalara sanık ile birlikte katıldığı gözetildiğinde, kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. madde ve fıkrası uyarınca maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesinde hukuka aykırılık bulunmuştur". ibaresine yer verilmek suretiyle maddi hata yapıldığı belirtilmiştir. II.KARAR: 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının maddi hatanın düzeltilmesi talebinin KABULÜNE, 2- Dairemizin 10/09/2024 tarihli ve 2023/25383 Esas, 2024/9496 Karar sayılı ilamının diğer yönleri aynı kalmak kaydıyla, gerekçe kısında yer alan 3. Paragrafın çıkartılarak yerine “1136 sayılı Kanun'un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 14. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, beraat kararı verilmesi halinde kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine, aynı tarifenin 21. maddesinde yer alan "Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır." "hükmü gereği beraat kararının verildiği tarihteki maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi", ibaresinin eklenmesi, karar kısmında 1. bendden ''sanık müdafiinin'' ibaresi çıkarılarak 1. sonra gelmek üzere 2. bend olarak ''sanık müdafiinin temyiz itirazları gerekçede açıklanan nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince, hükmün 3. maddesinden sonra gelmek üzere, 4 üncü madde olarak'' CMK’nin 324/1 ve 327/2. maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesi ve Türkiye Barolar Birliği avukatlık asgari ücret tarifesi'nin 4, 14/4 ve 21. maddeleri gereğince, beraat eden sanık kendisini İlk Derece Ağır Ceza Mahkemesinde ve Bölge Adliye Mahkemesinde birden fazla oturumda vekil ile temsil ettirdiğinden, İlk Derece Mahkemesinde hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 17.400 TL maktu vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine'', ibaresinin yazılması, diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmek suretiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,'' yazılmak suretiyle söz konusu MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİNE, 11.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Silahlı terör örgütü üyeliği, kamu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilikten beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi maddi hata oluşturmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu yazım/maddi hatanın düzeltilmesi için başvurmuştur.
Hukuki İlke: Beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine, dosyaya onaylı vekaletname ibraz edilmese dahi (müdafii duruşmalara sanıkla birlikte katılmışsa) 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. ve AAÜT'nin 14/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmeli; AAÜT 21. madde gereği beraat tarihinde yürürlükteki tarife uygulanır (YCGK 2020/16-967).
Uygulama Sonucu: maddi hatanın düzeltilmesi (düzeltilerek onama)
Dava Strateji Notu: Beraat halinde müvekkil lehine maktu vekalet ücreti talebi ihmal edilmemeli; vekaletname yokluğu engel değildir, duruşmalara müdafii ile katılım yeterli sayılır ve karar tarihindeki tarife üzerinden ücret istenir.