Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/5332 E. , 2025/29114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1579 E., 2021/48 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/87 E., 2019/212 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi ve yine TCK'nın 221/
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/5332 E. , 2025/29114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1579 E., 2021/48 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/87 E., 2019/212 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi ve yine TCK'nın 221/4-son cümle-5, 62/1 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR : Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.06.2025 tarihli ve 2022/25631 esas, 2025/17962 sayılı kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade kararının kaldırılması ile hükmün bozulması Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.06.2025 tarihli ve 2022/25631 esas, 2025/17962 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2025 tarihli ve KD-2021/14260 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtirazın konusu, bölge adliye mahkemesinc taraflardan birinin ya da bir kaçının istinaf istemleri ile ilgili her hangi bir inceleme yapılmadan hüküm kurulması halinde, yüksek dairece yapılan temyiz incelemesinde tevdi kararı verilmeyip, bölge adliye mahkemesi hükmü bozularak dosyanın, incelenmeyen istinaf istemleri ile birlikte yeniden istinaf incelemesi yapılarak bir karar verilmesi için ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi, 5235 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi ile 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "bölge adliye mahkemeleri ve bölge idare mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar" dikkate alındığında 20.07.2016 tarihinden sonra verilen ve kanun yoluna başvurulan kararlar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun istinaf ve temyize ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; Cumhuriyet savcısının, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı 30.09.2019 tarihli istinaf müddeti muhafaza talebi ve 14.10.2019 tarihli gerekçeli istinaf talebi ile istinaf yoluna başvurduğu halde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede sadece sanık müdafii talebi hakkında karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi hakkında karar verilmediği anlaşılmakla,; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 205-542 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "bölge adliye mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafiinin talebi üzerine verilen kararın usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu karar hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi, sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde " Yüksek Dairece yapılan temyiz incelemesinde tevdi kararı verilmeyip, bölge adliye mahkemesi hükmü bozularak dosyanın, incelenmeyen istinaf istemleri ile birlikte yeniden istinaf incelemesi yapılarak bir karar verilmesi için ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.06.2025 tarihli ve 2022/25631 esas, 2025/17962 karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 3. Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2023 tarihli ve 205-542 sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Bölge Adliye Mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafiinin talebi üzerine verilen kararın usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu karar hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi, sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde;'' İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf isteminin bölge adliye mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemleri incelenerek esastan ret kararı verilmesi nedeniyle sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı CMK'nın 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile değişik 304/2. maddesi uyarınca, dosyanın gereği için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.