KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/59 E., 2025/3421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/884 E., 2024/1415 K.
- İlk derece mahkemesi
- Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/231 E., 2024/5 K.
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ... ile aralarında Muğla İli Milas İlçesi ...
Köyü eski 1139 yeni 219 ada 2 parselin müvekkiline 1.050.000,00 TL bedelle satımı konusunda protokol düzenlediğini, protokol gereğince müvekkilinin davalıya satış parasını nakden ödeme makbuzu başlıklı yazıyla şahit önünde teslim ettiğini, davalının zilyetliğinin kendisine ait olan taşınmazın mülkiyetini yakında Hazineden alacağını beyan ederek satış vaadinde bulunduğunu, hatta bedel ödedikten sonra davalının kullanmış olduğu döneme ilişkin ecrimisil ödemelerini dahi müvekkilinin ödediğini, 30.107,40 TL ödeme yapıldığını gösterir banka dekontunu sunduklarını, aradan geçen zaman diliminde davalının hiçbir işlem yapmadığını,
bedelini de müvekkiline geri ödemediğini, taşınmazın sözleşme tarihinde bile ifasının mümkün bulunmadığını, sözleşmenin imkansız olduğu hallerde taraflardan her birinin diğer taraftan aldığını iade ile yükümlü olduğunu, ödemenin imkansız hale geldiği tarihte ulaşacağı alım gücünün bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması şeklinde Yargıtay kararları bulunduğunu ileri sürerek;
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin feshiyle, müvekkilinin davalıya ödemiş olduğu 1.050.000,00 TL'nin ve müvekkilinin ödediği 30.107,40 TL ecrimisil bedelinin 30.03.2015 tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkiline iadesine karar verilmesini istemiş, bilahare vermiş olduğu ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
II. CEVAP
Dava açıldıktan sonra davalının vefat etmesi üzerine davaya mirasçıları dahil edilmiş ve davalılar vekili, davadan önce ne davalıya ne de dahili davalılara paranın ödenmesini içerir ihtarname gönderildiğini, temerrüde düşürülmediğini, alacağın muaccel hale gelmediğini, açılan davada ifa imkansızlığının bulunmadığını, sürecin devam ettiğini, protokolde davalıya bu hususla ilgili bir süre verilmediğini, somut olayda taşınmaz satışının değil zilyetliğin devrinden bahsedildiğini, davacının zilyetliği devraldığını ve ecrimisil ödediğini ikrar ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile ödenen bedeller yönünden.
1.050.000,00 TL'nin 14.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 262.342,17 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ödenen ecrimisil yönünden 30.107,40 TL'nin 18.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5.604,93 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermiş; karara karşı, süresi içinde dahili davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, özellikle davalıların hak düşürücü süre yönünden yaptıkları istinaf itirazının zamanaşımı olarak değerlendirilmesinin gerekmesine ve geçersiz olsa dahi adi yazılı sözleşmeye dayalı olarak yapılan ödemelerin 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olması itibariyle zaman aşımı süresinin dolmamış olmasına göre, dahili davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde dahili davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davalılar vekili; zamanaşımı itirazlarını ve istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek, taraflar arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi değil zilyetliğin devri niteliğinde olduğunu ve sözleşme gereklerinin yerine getirildiğini, aksi bir kabul halinde dahi davanın süresinde açılmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki taşınmaz satışı sözleşmesi uyarınca yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Dosyaya kazandırılan "protokol" başlıklı belgenin incelenmesinde; tarla vasfında ve Hazineye tescilli tarlanın sözleşme konusu olduğu, devir eden ...'un 1968 yılından beri kullanım ve zilyet hakkının bulunduğu, tarlanın tüm hak ve zilyetliğiyle birlikte devir alan ...'e devredildiği ve bedelinin ödendiği kararlaştırılarak imza altına alınmıştır. Anılan bu sözleşmede, tapu devrine dair herhangi bir taahhüt bulunmamaktadır. Kaldı ki sözleşmede açıkça, tarla vasfındaki taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu da yazılıdır. Dosyaya kazandırılan diğer belgelerden ise, davacı ...'ın resmi makamlara sözleşme konusu taşınmaza ilişkin başvurularının bulunduğu, zilyet olarak taşınmazı kullandığını ikrar ettiği, ecrimisil ödemesi yaptığı da anlaşılmaktadır.
Sözleşmede yazılı olduğu şekilde, mülkiyeti Hazine'ye ait taşınmazın zilyetlik ve kullanımın devredildiği ve sözleşmenin bu haliyle geçerli olduğu tartışmasızdır. Davalı, mülkiyeti Hazineye ait bir taşınmaza ilişkin bedel ödemek koşuluyla böyle bir sözleşme yaparak taşınmazın mülkiyetine sahip olamayacağı riskini de göze almış ve kabullenmiştir. O halde sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak hak talep etme durumu da söz konusu değildir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmenin az yukarıda yazıldığı şekilde değerlendirilmesi ve davacının herhangi bir istemde bulunamayacağı kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI.KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/59, K. 2025/3421, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama