KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/5371 E., 2025/9998 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1097 D.İş, 2022/1128
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.12.2020 tarihinde davalının ZMSS olduğu araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin karıştığı kaza sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 1.200,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;zamanaşımı defiinde bulunduklarını, sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kısmen kabulü ile 410.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak başvurana verilmesine, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazların vekalet ücreti yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı defiinde bulunduklarını, sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamada %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, dosyaya sunulan ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nın 12.01.2022 tarihli raporunda başvurucunun meydana gelen kazaya bağlı olarak vücut yüzeyinin %1-9'unu kaplayan hipertrofik skar ve keloid'e bağlı %3, travma sonrası stres bozukluğuna bağlı olarak %20 maluliyeti olduğunun belirtildiği, Balthazard formülüne göre davacının toplam maluliyet oranının % 22 olarak belirlendiği bildirilmiştir.
Hükme esas alınan rapor her ne kadar kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınmışsa da; raporda travma sonrası stres bozukluğu ile kaza arasında uygun bir illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda yeterli değerlendirme yapılmadığı, davacının yaralanmasına bağlı olarak heyette cildiye/plastik cerrahi uzmanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Şu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına alındıktan sonra muayenesi de yapılarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” ve "hipertrofik skar ve keloid" nedeniyle davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı, skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplayıp kaplamadığı, travma sonrası stres bozukluğu ile kaza arasında illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği,
travma sonrası stres bozukluğunun süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde psikiyatri uzmanı ile cildiye/plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten açıklayıcı, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/5371, K. 2025/9998, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama