KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2025/1580 E., 2025/12697 K.·Asıl Ve Birleştirilen
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2905 E., 2024/2591 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/135 Esas, 2022/174 Karar
Karar Metni
703 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi uyarınca irtifak hakkı tesisi ile bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde; dava konusu Çankırı ili, ... ilçesi, ... köyü 1 26... , 14, 15... ada 8 parsel sayılı taşınmazların zilyetliğinde bulunan davalılara ait taşınmazlarda irtifak hakkı tesisi için zilyetlik hükümlerine göre kamulaştırma işlemi yapıldığını, sonrasında yapılan kadastro çalışmaları esnasında bu haklarının maddi hata nedeniyle kayıtlara geçirilmediğini, bu nedenle 2942 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesi uyarınca taşınmazlar üzerindeki irtifak hakkının tespiti ve tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz kamu malına dönüşmüş olup kamu mallarında zamanaşımını işlemeyeceğini, 5841 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadostro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır." cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğunu, bu nedenle ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararlarına göre 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı iptal kararı sonrasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı taşınmazlar, istisnai olarak kamunun hüküm ve tasarrufunda olan ve tapu kütüğüne tescili gerekmeyen nitelikteki taşınmazlar olup, enerji nakil hattından kaynaklanan irtifak hakkının bu nitelikte olmadığı ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi gereğince kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerektiğinden,
mahkemece bu süre dolduktan sonra açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmediğinden, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 2942 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca tescil istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanaklarının 1994 tarihinde kesinleştiği ve davanın 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1580, K. 2025/12697, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama