İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/15238 Karar: 2025/1519 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/15238 K.2025/1519

6. Ceza Dairesi 2023/15238 E. , 2025/1519 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2433 E., 2022/2982 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hüküml

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/15238 E. , 2025/1519 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2433 E., 2022/2982 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hüküml

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/15238 E. , 2025/1519 K. "İçtihat Metni" İ S T İ N A F S O N R A S I T E M Y İ Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2433 E., 2022/2982 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I-Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde; Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, verilen ceza miktarı göz önüne alındığında bozma sebebi yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulu'nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık ...'un adli sicil kaydında geçen Kalecik Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/162 Esas, 2017/20 Karar sayılı ilamı ile hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan verilen 2 ay 15 gün süreli hapis cezası esas alınmak suretiyle, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58/6, 7. maddesi uyarınca cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, "infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmişse de; 04.102019 tarihli ek kararla sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," kısmının hükümden çıkarılmasına karar verildiği halde cezanın ikinci kez mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hüküm fıkrasından “ikinci kez” ibaresinin çıkartılması suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin bu kapsamda olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır. Öğreti ve yargısal kararlarda benimsendiği üzere; malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasının bulunmaması, malın alınması ve faydalanma kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu, failin malı almak veya zilyedinin malın alınmasına rıza göstermesini sağlamak bakımından cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi nedeniyle hırsızlık suçundan ayrılmaktadır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan itibaren yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, aslında hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın daha sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. Yağma suçu bir kişinin malını cebir veya tehdit kullanarak almak suretiyle oluştuğundan, unsurları itibarıyla hem zilyetliğe hem de kişinin hürriyetine yönelik bir suçtur. Ancak burada kişi hürriyetine yönelen saldırı, mal aleyhine işlenen suçun gerçekleştirilmesi bakımından bir araç niteliğinde bulunduğundan, bu suç sonuç itibariyle "mal aleyhine" işlenen bir suçtur. Hırsızlık suçu da yağma gibi mala karşı işlenen suçlardandır. Ancak hırsızlık suçunda taşınır mal, sahibinin rızası ve hatta çoğu zaman haberi olmaksızın bulunduğu yerden alındığı halde, yağma suçunda fail mağdura karşı cebir veya tehdit kullanarak malı bulunduğu yerden almaktadır. Bu nedenle hırsızlık suçunda korunan hukuki yarar, zilyetlik hakları iken, yağmada zilyetlik haklarının yanında, aynı zamanda kişi özgürlüğü de korunmaktadır. Hırsızlık amacıyla malın alınmasından ve mağdurun bu eşya üzerindeki hâkimiyetinin sona ermesinden sonra gerçekleşen cebir veya tehdit, hırsızlık suçunun yanında kasten yaralama veya tehdit suçunu da oluşturacaktır. Somut olayımıza gelince; sanık ...'in mağdurdan cep telefonunu istediği, mağdurun da kendine ait cep telefonunu sanığa verdiği mağdurun beyanına göre, sanık ...'in hattı çıkartarak kendisine verdiği, ...'nın uzattığı hattı takıp telefonu ...'ya uzattığı, ...'nın biri ile görüşmeye başlayarak yanlarından uzaklaştığı, o sırada sanık ...'in mağdurun koluna girerek gel bakalım biraz yürüyelim dediği, bir süre ...'nın ters istikametine doğru yürüdükleri, mağdurun telefonun almak için arkasını dönüp ...'ya doğru gitmek istediğinde sanık ...'in mağdurun önüne geçip tişörtünü kaldırıp belinde takılı halde bulunan bıçağın kabzasını kendisine göstererek "sen kızın namusuna göz mü diktin, neye bakıp duruyorsun, seni asarım", keserim dediği, korktuğu için şahsa karşı koyamadığı, sanık ...'in "sen burada bekle telefonunu alıp geleceğim" diyerek sanık ...'nın gittiği istikamete doğru giderek gözden kaybolması şeklinde gerçekleşen olayda, mağdurun cep telefonunun alınması sırasında eylemin hırsızlık olarak başladığı, sanık ...'nın mağdurun yanından uzaklaşıp sanık ...'in mağdura bıçak göstermesiyle birlikte yağmaya dönüştüğü, yağma eyleminden sadece sanık ...'in sorumlu olduğu, sanık ...'nın yağma suçuna iştirak ettiğine dair, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla sanık ...'nın eyleminin sadece hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.02.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: İki sanıktan birinin mağdurdan telefon alması hırsızlık olarak başlamış, diğer sanık uzaklaşınca ilk sanık bıçak göstererek eylemi yağmaya dönüştürmüştür.

Hukuki İlke: Hırsızlık amacıyla başlayan eylemde malın alınmasından sonra cebir/tehdit kullanılması eylemi yağmaya dönüştürür, ancak yağmaya dönüşen kısımdan yalnızca cebir/tehdidi kullanan fail sorumludur; iştirak için her türlü şüpheden uzak delil gerekir. Hükümden çıkarılan mükerrirlik ibaresinin (TCK 58/6-7) fiilen uygulanması hukuka aykırıdır.

Uygulama Sonucu: bir sanık için düzeltilerek onama, diğer sanık için bozma

Dava Strateji Notu: Yağmaya sonradan dönüşen eylemlerde cebir/tehdit anında olay yerinde bulunmayan veya iştiraki kanıtlanamayan sanık için suç vasfı hırsızlıkta kalır; savunmada eylemin hangi anda yağmaya dönüştüğü ve müvekkilin o andaki rolü ayrıştırılmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla