Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/15298 E. , 2025/2664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1453 E., 2022/1584 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNA
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/15298 E. , 2025/2664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1453 E., 2022/1584 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red - Onama A. İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen cezanın tür ve miktarı dikkate alındığında, hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. B. Sanıklar hakkında kurulan diğer hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesi uyarınca takdiren sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine, 1. Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Ön inceleme bölümünde (A) başlıklı paragrafın birinci cümlesinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıkların müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde, Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçundan kurulan hükümde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN ONANMASINA, 2. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkmiyet hükümlerinin incelenmesinde ise, Sanıkların müdafilerinin diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak; Somut olayda yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı, Dairemiz tarafından yeniden değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senedin yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir. Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Kanun'un 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak ta adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır. Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.” “Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır. Yarar sağlamak kavramıyla, sadece malvarlığındaki artışları anlamamak gerekir. Failin elde etmeyi umduğu her türlü tatmin ve haz yarar kavramının içinde düşünülmesi gerekir. Örneğin, bir kimsenin nişanlısına hediye etmek için bir yüzük, bir bahçeden gül çalması da yarar kapsamında değerlendirilmelidir. Failin amaçladığı yarar kendisine olabileceği gibi, başkasına da yönelik olabilir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5005–5006).” “Cebir ve tehdit, malvarlığına karşı işlenen suçta araç olduğundan, yağma suçuna malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde yer verilmiştir (Hasan ... GÖKCAN – Mustafa ARTUÇ, Yorumlu/Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi – 4. Cilt, sahife 5242–5343).” 5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendiin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mağdur ... ile sanık ...'un kardeşi olan tanık ...nin aralarında ... ilişkisinin bulunduğunu öğrenen ağabeyi sanık ...'un, olay tarihi olan 15.01.2020 günü saat gece 04.00 sıralarında, mağdur ...'ın ikametine, sanık ...'un arkadaşı olan diğer sanık ... ile birlikte geldikleri, sanık ...'ün ikametin önünde araçta beklediği, sanık ...'un ise mağdur ...'ın ikametine gelerek kapıyı çaldığı, mağdur ...'ın annesi olan mağdur ...'un kapıyı açtığı, sanık ...'un mağdur ...'in rızası dışında, zorla söz konusu ikametten içeri girerek mağdur ...'yı aldığı ve içinde diğer sanık ...'ın bulunduğu araca bindirdiği, sanıkların söz konusu araçla mağdur ...'yı tanık ...nin ikametine doğru götürdükleri ve araç içerisindeyken sanık ...'in elindeki bıçakla mağdur ...'yı “bana bir fotoğraf geldi bu akşam seninle hesaplaşacağız.. şu kulağını bu bıçakla keseceğim” diyerek yüzüne bıçağı sürdüğü ve "senin kelleni alacağım" diyerek tehdit ettikten sonra araçla birlikte hareket ederek tanık ...nin ikametinin önüne geldikleri, sanıkların mağdurdan cep telefonunu vermesini mesajlarına bakmak istediklerini söyledikleri telefonu vermek istemeyen mağduru sanık ...'ın tuttuğu, sanık ...'in ise darp ederek montunun cebinden cep telefonunu zorla aldıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların ekonomik yarar sağlamak amacıyla, faydalanma kastı ile atılı suçu işlediği yönünde delil bulunmadığı, sanıkların mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları ve mağdurun cep telefonunu katılanın mesajlarına bakmak için cebren alması fiilinde, sanıkların mağdura yönelik silahla tehdit, kasten yaralama eylemlerinin ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsarları olduğu dikkate alındığında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma yanında ayrıca yağma suçunun oluşmayacağı, zira sanıkların, Kanun'un kabul ettiği anlamda yarar sağlama maksadıyla hareket etmedikleri, bu nedenle müsnet suçun manevi unsurunun oluşmadığı, telefonu faydalanmak maksadı ile aldıkları hususu sabit olmadığından, unsurları yönünden oluşmayan nitelikli yağma suçundan beraatlerine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle kısmen tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.