Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2023/20578 E. , 2025/2913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2657 E., 2023/2158 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yö
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2023/20578 E. , 2025/2913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2657 E., 2023/2158 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... ve müdafii temyiz dilekçelerinde özetle; şikâyetçilerin karakol ve mahkeme ifadelerinin farklı olduğunu, şikâyetlerinin bulunmadığını, sanığın hangi eylemi nedeni ceza verildiğine, gerekçeli, kararda yer verilmediğini, şikâyetçinin evinde sanığa ait parmak izine rastlanmadığını, yağma eyleminin gerçekleştiğine dair şikâyetçilerce hiç bir beyanda bulunulmadığını, sanığın eylemi işlediğine dair her hangi bir delil, parmak izi veya ifade bulunmadığını, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini, şikâyetçi Selma'da her hangi bir lezyon bulunmadığının doktor raporu ile sabit olduğunu, suç vasfında hataya düşüldüğünü, fahiş ceza verildiğini, hiç bir indirim yapılmadığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) dahil tüm yasa ve indirim maddelerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüş, sanık ... müdafii temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, sanığın eyleme katıldığı ile ilgili ne bir beyan ne bir delil bulunmadığını, şikâyetçilerin tamamı olay yerindeki şahsın sanık ... olmadığını mahkeme huzurunda beyan ettiklerini, sanığın olayla alakasının bulunmadığını beyan ettiklerini, sanığın ne suretle suça iştirak ettiğinin İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında belirtilmediğini belirtmiş; sanık ... müdafii temyiz dilekçesinde özetle; sanığın şikâyetçi Yusuf'un saatini ve parasını almadığını zira maddi durumunun oldukça iyi olduğunu, şikâyetçinin sanığa senetli borcu bulunduğunu, olay yerine gitme sebebinin kıskançlık olduğunu, yağma kastı bulunmadığını, tanık Y.D. dinlenmeden karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığını, ayrıca şikâyetçinin borcunu ödememek için iftirada bulunduğunu, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının tatbik edilmesi gerektiğini, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiğini, 62 nci maddenin uygulanması gerektiğini, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması ile sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş, anılan temyiz dilekçelerindeki belirtilen sebeplere yönelik yapılan incelemede; Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148, 149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malı zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun' un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanık ...'nın bir dönem ... ilişkisinin bulunduğu mağdur ...'in kendisinden ayrılması sonrası, sanığın alacaklı olduğu mağdur ... ile birlikte ikametinde alkol aldığını bir şekilde öğrenmesi sonrası 01.09.2019 tarihinde saat 03.30 sıralarında mağdur ...'nın ikametine yanında diğer sanıklar resmi evliliğinden olma oğlu ... ve Efe'nin arkadaşı sanık ... ile giderek, mağdur ...'yı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde darp ettiği, akabinde, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle mağdur ...'tan saatini ve 2.700,00 TL parasını silah zoruyla aldıkları şeklinde gerçekleşen dava konusu olayda; sanık ...'in mağdur ...'dan tarafların beyanları ile sabit olduğu üzere daha öncesinde senede dayalı 17.000,00 TL tutarında alacağının var olduğu, olay günü sanık ...'tan gasp ettikleri paranın ve saatin değerinin sanığın alacağının altında olduğu gözetildiğinde; sanıkların eyleminin hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla 5237 sayılı Kanunda düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kabul ve Uygulamaya göre de; 1. Nitelikli yağma suçunu işlediği kabul edilen sanıklar hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine karşın üst sınıra yakın olarak belirlenmesi, dosya içeriği göz önüne alındığında, adelet, hak ve nesafet kuralları ile 5237 sayılı Kanun'un 3/1. maddesinde düzenlenen ''orantılılık" ilkesiyle bağdaşmaması, 2. Sanık ...'in kollukta alınan savunması ile mağdurlar ... ve Metin'in kovuşturma beyanlarına göre; sanık ...'in 17.000 TL alacağına dayanak teşkil eden mağdur ...'un borçlusu olduğu senedi, soruşturma aşamasında mağdura vermek suretiyle alacağından vazgeçmiş olduğu bir nevi zarar gideriminde bulunduğu dikkate alındığında sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, Açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2022/2657 Esas, 2023/2158 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... ile sanıklar müdafileri tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.