İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2023/20995 Karar: 2025/8019 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2023/20995 K.2025/8019

6. Ceza Dairesi 2023/20995 E. , 2025/8019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/783 E., 2023/3766 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön i

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2023/20995 E. , 2025/8019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/783 E., 2023/3766 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön i

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2023/20995 E. , 2025/8019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/783 E., 2023/3766 K. SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.11.2022 tarihli ve 2020/310 Esas, 2022/527 Karar sayılı karar ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-h-6 168/2 62, 53, maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanıklar ... ve ... hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 26.09.2023 tarihli ve 2023/783 Esas, 2023/3766 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Sanıklar müdafiinin temyiz istemi Sanıkların sadece mala zarar verdiklerini, mağdurun çelişkili anlatımda bulunduğuna, sanık ... ile Yunus Özer arasında ortaklık ilişkisi bulunduğuna, sanıklara zararın karşılanması için süre verilmediğine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.02.2014 gün ve 2013/678-2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765. sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir. Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir. (... Teorik ve Pratik Tüm Yönleriyle Yağma syf 925) Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyade iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ispat şartı aranmamaktadır. (... age s. 925) Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır. Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Yasa'nın 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. (Benzer görüşler için bkz. ... - ... - ... , Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, .../... TCK Şerhi age s.5461, ... age s. 925) Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Sanık ... aşamalarda mağdur ...'in babası ... ile birlikte olayın geçtiği yediievmin deposunu adi ortaklık şeklinde açtıklarını, bu ortaklıktan kaynaklı alacağının bulunduğunu savunduğu, tanık ... 'nın da taraflar arasında böyle bir ortaklık ilişkisinin bulunduğunu doğruladığı, Uyap ortamından yapılan sorgulamada sanıklar hakkında aynı olay ilgili mala zarar verme suçundan Uşak 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2021/231 Esas, 2023/362 Karar sayılı dosyası ile yargılamanın yapıldığının anlaşıldığı ve adı geçen Mahkemenin kararı incelediğinde ...'in tanık olarak dinlenildiği, beyanında "...Ben olay günü iş yerinde değildim. Olayın nasıl meydana geldiğine dair herhangi bir görgüm, bilgim yoktur. İş yeri normalde eşim üzerine kayıtlıdır ancak ben işletmekteydim. Olaylar yaşandıktan sonra eşim ...'dan ayrıldım ve boşandım. Ben ... ile beraber araç alım satımı yapıyordum. Söz konusu eşyaların bir kısmını Metin ile beraber almıştık. Kamera benzeri aletleri birlikte almıştık. Fatura kesilip kesilmediğini bilmiyorum. Fatura olarak kesilmiş ise de iş yeri ... adına kayıtlı olduğu için onun adına kesilmiş olabilir. Ben bu paraları Metin'den elden aldım..." şeklinde açıklamada bulunduğu, ...'in ise mevcut dosyada mahkeme aşamasında dinlenilmediği dosyadan anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ...'in usulüne uygun bir şekilde dinlenip sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde tanımlı alacağının tahsili amacıyla tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Uşak 3. Ağır Mahkemesine, bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 29.09.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanığın, mağdurun babasıyla yediemin deposunu adi ortaklık şeklinde işlettiğini ve bu ortaklıktan alacaklı olduğunu savunduğu, tanığın ortaklığı doğruladığı, ancak alacağı bilen kişinin mahkemede dinlenmediği konutta geceleyin yağma olayı.

Hukuki İlke: Fail alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme kastıyla hareket etmişse eylem TCK 150/1 yollamasıyla tehdit suçunu oluşturabilir; hukuki ilişki ve alacak konusunda şüphe varsa şikayetçi kabul etmese bile TCK 30 kapsamında sanık lehine yorumlanır, alacak davası açılıp ispatı beklenmez.

Uygulama Sonucu: bozma

Dava Strateji Notu: Yağma isnadında ortaklık/alacak savunması varsa alacağı bilen kişilerin (karşı taraf/tanık) mutlaka dinlenmesi sağlanmalı; alacağın varlığında şüphe kalması TCK 150/1 lehine yorum ve önemli ceza indirimi doğurur.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla