Karar Özeti
6. Ceza Dairesi 2024/1440 E. , 2026/2913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/168 E., 2023/4766 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İlk derece kararının kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; san
Karar Detayı
6. Ceza Dairesi 2024/1440 E. , 2026/2913 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/168 E., 2023/4766 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : İlk derece kararının kaldırılması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle; Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezaların nitelikleri ve sürelerine göre, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2022 tarihli ve 2022/148 Esas, 2022/594 Karar sayılı kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan açılan davada ise, suç vasfı kasten yaralama olarak belirlenerek mağdurun şikâyetçi olmaması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/168 Esas, 2023/4766 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-d-h, 168/3-1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2-3-a, 62, 53. ve 58. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezalarının ayrı ayrı mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Kararın hukuka aykırı olduğuna, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğine, mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, tarafların uzun süredir birlikte yaşadığına, olay tarihinde alkolün etkisiyle tartışma yaşandığına, bu tartışma sırasında mağdurun suça konu telefonu sanığa fırlatarak kırdığına, mağdurun sanığa saldırmaya devam etmesi üzerine sanığın mağduru sakinleştirmek amacıyla iki tokat vurduğuna, daha sonra mağdurun evden ayrıldığına, mağdurun olayın sıcağı sıcağına aile baskısı altında ifade verdiğine, olayların yatışması üzerine ise ek beyanda bulunarak sanığın üzerine atılı suçları işlemediğini belirttiğine, suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, olayın haksız tahrik altında gerçekleştiğine, mahkemenin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, olayda kullanıldığı iddia edilen silahın bulunamadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, lekelenmeme hakkının, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ve kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine, sanığın üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olması sebebiyle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın suç kastının yoğunluğu, yargılamanın her aşamasında inkara yönelik savunması, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önüne alındığında alt sınırdan yeterince uzaklaşılmadan hüküm kurulmasının ve takdiri indirim hükmünün uygulanmasının hatalı olduğuna, katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuna ve içtihatlara aykırı olduğuna, kararın bozulmasının gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Oluş ve dosya içeriğine göre; mağdur ile sanığın 3 yıldır sevgili oldukları ve son 6-7 aylık sürede sanığa ait evde birlikte yaşadıkları, olay tarihinde birlikte katıldıkları bir partide mağdurun dans etmesine sinirlenen sanığın kıskançlık krizine girdiği, tanık ....'nın aracına binerek tanıklar .... ve .... ile birlikte yola çıktıkları, sanığın sakinleşmek amacıyla bir süre tanık .... ile birlikte araçtan indiği, mağdurun diğer tanıkla birlikte yola devam etmesine rağmen tanık ....'nın araması üzerine geri dönüp sanık ... tanık ....'yı alarak eve doğru gittikleri, sanığın mağduru gerek partinin gerçekleştiği otelde gerekse aracın içerisinde darp ettiği, hakaret içeren sözler söylediği, sanığın evine vardıklarında araçtan inen mağdurun hızla eve girdiği, öfkesi dinmeyen sanığın da mağdurun peşinden gelerek mağdurdan kendi evinin anahtarını ve mağdurun cep telefonunu istediği, telefonunun kılıfı içerisinde mağdurun banka kartının ve kimliğinin de bulunduğu, mağdurun bu eşyaları vermesi üzerine sanığın cep telefonunu duvara vurarak kırmak suretiyle mala zara verme suçunu işlediği, akabinde mağdura eliyle vurmaya devam ettiği, daha sonra anne ve babasını arayarak eve çağırdığı, sanığın babası olan dosya tanığı ....'nin olayı yatıştırmak amacıyla mağduru diğer odaya gönderdiği, sanığın babasına hitaben mağduru kastederek "o...nun benim evimde yeri yok, o benim namusum, ben onu öldüreceğim, al bu silahı ya beni öldür ya da çekil ben onu öldüreceğim burada" demek suretiyle ölümle tehdit ettiği, ölümle tehdit esnasında sanığın evde bulunan silahı mağdura tevcih ederek tehdit ettiğine dair iddianın da bulunmadığı, sanığın mağdurun bulunduğu odaya gelerek "senin yüzünden bu insanlarla kötü oldum s..r git bu evden" demesi üzerine mağdurun evden ayrılarak komşuya sığındığı olayda; 1. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeye göre, bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleşti- receğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ederek veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır. Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir. Dairemiz uygulamalarında "faydalanma kastı" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda açıklandığı şekliyle gerçekleşen eylemde, sanığın birlikte yaşadığı kız arkadaşını kıskanması üzerine çıkan tartışmada sinirlenerek suça konu telefonu kırması, bu sırada telefonun kılıfında bulunan banka kartı ve kimliğinin de olay yerinde kalması, kırılan telefonun yerine hemen yenisinin alınması ve evde kalan diğer eşyalarının süre geçmeksizin mağdurun ailesine teslim edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bu eylemleri sırasında "mal edinme", "sahiplenme", "kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama" amacıyla hareket etmediği ve faydalanma amacının bulunmadığı anlaşıldığından, sanığa isnat edilen nitelikli yağma suçunun unsurlarının oluşmadığı, mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de göz önünde bulundurularak sanık hakkında kasten yaralama, ölümle tehdit ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulabileceği gözetilmeden nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, 2. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, 5237 sayılı Kanun'un 109. maddesinde "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş, ikinci ve üçüncü maddelerde arttırım sebepleri yer almıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.04.2022 tarihli ve 2020/14-25 Esas, 2022/237 karar sayılı kararında, "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçları gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hallerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019 s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M.Emin Artuk- ... Gökçen-M. Emin Alşahin- Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 219 s. 375.). Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır." açıklaması yer almaktadır. Bu kapsamda; sanık ile mağdurun tüm bu olay boyunca tartışma yaşadıkları, sanığın mağdura karşı ölümle tehdit ve takibi şikâyete bağlı olan kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarını işlediği, bunun dışında ayrıca mağdurun hürriyetini kısıtladığına dair her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın sübut bulmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Kendisini vekille temsil ettiren katılan kurum lehine avukatlık asgari ücret tarifesine göre, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve katılan kurum vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.04.2026 tarihinde karar verildi.