İçeriğe geç
AC
6. Ceza Dairesi Esas: 2025/3763 Karar: 2025/11748 Tarih: 2025

Yargıtay 6. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/3763 K.2025/11748)

6. Ceza Dairesi 2025/3763 E. , 2025/11748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/1085 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve

Karar Özeti

6. Ceza Dairesi 2025/3763 E. , 2025/11748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/1085 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve

Karar Detayı

6. Ceza Dairesi 2025/3763 E. , 2025/11748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/306 E., 2021/1085 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in ..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın, şikayetçinin evinde kiracı olarak kaldığı, dosya içerisine sunulmuş fotoğrafların incelemesinde tüm hasarların zamanla kullanım dolayısıyla oluşabilecek nitelikte bulunduğu, aralarındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanığın savunmalarında üzerine mala zarar verme suçunu kasten işlemediğini belirttiği, sanığın, şikayetçinin evindeki meydana gelen hasarları mala zarar verme kastı ile gerçekleştirdiğine ilişkin şikâyetçinin soyut beyanları dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın mala zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi , hukuka aykırı bulunmuştur. Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.12.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Şikayetçinin evinde kiracı olarak kalan sanık, taşınmazdaki hasarlardan sorumlu tutularak mala zarar verme suçundan mahkum edilmiştir. Dosyadaki fotoğraflarda hasarların zamanla ve kullanımdan kaynaklanabilecek nitelikte olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen hukuki bir ihtilaf olduğu görülmüştür.

Hukuki İlke: Ceza mahkumiyeti, yüksek de olsa bir ihtimale değil, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır; gerçekleşme şekli aydınlatılamamış olaylar sanık aleyhine yorumlanamaz ve şüphe masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine (şüpheden sanık yararlanır) değerlendirilir. Karar Anayasa m.38/4, İHAS m.6/2 ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m.11'e dayanmıştır.

Uygulama Sonucu: Bozma (1412 sayılı CMUK m.321 uyarınca beraat yerine mahkumiyet verilmesi nedeniyle)

Dava Strateji Notu: Kiracı-ev sahibi arasındaki mülk hasarında, hasarın olağan kullanım/yıpranmadan kaynaklanabileceği ve uyuşmazlığın hukuki (tazminat) niteliği ortaya konulduğunda, şikayetçinin soyut beyanı mahkumiyete yetmez. Kastın kanıtlanmadığını ve olayın hukuki ihtilaf olduğunu vurgulayan savunma güçlüdür.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla