KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2010/8881 E., 2011/489 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
Karar Metni
648 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı katkı payı davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, çeyiz ve ziynet eşyaları ile nakit paranın aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine, saat, giyim eşyaları ve ev eşyaları ile ilgili dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, tarafların boşandıklarını, ziynet dışındaki eşyalarda anlaştıklarını ve teslim edildiğini, altın saatin çeyizlerin teslimi sırasında kendilerine verildiğini bildirerek 6 adet bilezik, 60 adet çeyrek altın ve 1 adet altın set takımının mümkünse aynen olmadığı takdirde bedelinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddia ettiği eşyalardan 2 adet bilezik, 20 adet çeyrek altın, 1 adet altın set ve 1 adet saatin kendilerinde olduğunu ve istenildiğinde iade edeceklerini, bunların dışında talep edilen ziynet eşyası talebini kabul etmediklerini, çeyiz eşyalarının ise davacıya iade edildiğini, talep edilen nakit paranın da kendilerinde olmadığını bildirerek reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama sırasında dava konusu saat, giyim ve ev eşyalarıyla ilgili taleplerinden vazgeçtiğini, bu eşyaların teslim edildiğini, bu yöndeki davanın konusuz kaldığını, talep edilen 6 adet bilezik 60 adet çeyrek altın ve 1 adet takı setinden oluşan ziynet eşyalarının davacının elinden zorla alındığı ya da bozdurulduğunun ispat edilemediğini, yemin delilinede başvurmadığını bildirerek ispatlanamayan davanın reddine, saat giyim eşyası, ev eşyaları ile ilgili dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1-)Dosya kapsamına toplanan delillere hükmün dayandığı gerekçelere ve davalının bir kısım ziynet eşyaları yönünden kabul beyanına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Davacı vekilinin ziynetlere yönelik temyiz itirazlarına gelince:davacı vekili, ziynetlerin düğün gecesi davacının rızası dışında elinden alındığını belirterek 6 adet bilezik, 60 adet çeyrek altın ve 1 adet altın takı setinin mevcutsa aynen değilse bedelinin yasal
faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı ise 2 adet bilezik, 20 adet çeyrek altın, 1 adet altın set ve 1 adet saatin davalıda olduğunu istenildiğinde iade edileceğini bildirerek diğer talepler yönünden reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır.
Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını ispat yükü altındadır. Olayda, davacı kadın evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanı ile ispat edememiş, yemin deliline de başvurmayacağını bildirmiştir.
Ancak davalı 2 adet bilezik, 20 adet çeyrek altın ve 1 adet altın takı seti yönünden davayı kabul etmiştir. HUMK'nun 92. maddesine göre kabul; iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesidir. Davayı kabul eden davalının kabul beyanı ile sorumlu tutularak 2 adet bilezik, 20 adet çeyrek altın ve 1 adet takı seti yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmaladır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2010/8881, K. 2011/489, 24 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama