Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/18680 E. , 2023/11225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1326 E., 2023/1312 K.(Ek Karar) SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Bozma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 13.09.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı e
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/18680 E. , 2023/11225 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1326 E., 2023/1312 K.(Ek Karar) SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Bozma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 13.09.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2019/674 Esas, 2022/89 Karar sayılı kararı ile sanığın 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın o yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı kararı ile "İddia, suç tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın kadastrosu kesinleşmiş ... ormanı içerisinde işgal ve faydalanmada bulunduğu, orman alanının etrafına taş duvar ile çevirerek yine inşai faaliyette bulunduğu anlaşılmakla ve hala eylemine devam ettiğinin de tespit edilmiş olması karşısında, sanığın buna göre hukuki durumunun tayini gerekirken dosya kapsamına göre uygun olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi" nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği bozulmasına karar verilmiştir. 3.Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/410 Esas, 2022/785 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca orman sınırları içindeki yapıların, taş duvarın ve meyve ağaçlarının müsaderesine karar verilmiştir. 4.Anılan kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmiştir. 5.Sanık müdafiin temyiz talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı ek kararı ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya kapsamına göre, Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2019/674 Esas, 2022/89 Karar sayılı kararı ile kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasına göre kanunen bozma yetkisi bulunmadığı halde, atılı suç sübut bulduğundan, mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderildikten sonra, ilk derece mahkemesince bozma sebebiyle aynı delillerle önceki karardan tamamen farklı olarak verilen karar 5721 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında hakimin kendi vicdani kararı olmayıp, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararı olduğundan, hukuken geçerlilik tanınabilecek bir karar sayılmayacaktır. Bu sebeple kanuna aykırı olarak verilen bozma kararı ve bu karara bağlı olarak ilk derece mahkemesince yeniden verilen mahkûmiyet kararına hukuken geçerlilik tanınması mümkün görülmediğinden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı esastan ret kararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı ek kararının değerlendirme dışı bırakılarak, temyizen incelenmesi gereken kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı kararı olması gerektiği gözetilerek yapılan incelemede; İlk derece mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı kararının gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı Bozma kararının temyiz incelemesine konu edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Şöyle ki; Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2019/674 Esas, 2022/89 sayılı kararı ile sanığın 6831 sayılı Kanunu'na muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Anılan kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 Karar sayılı kararı ile "… sanığın kadastrosu kesinleşmiş ... ormanı içerisinde işgal ve faydalanmada bulunduğu, orman alanının etrafına taş duvar ile çevirerek yine inşai faaliyette bulunduğu anlaşılmakla ve hala eylemine devam ettiğinin de tespit edilmiş olması karşısında, sanığın buna göre hukuki durumunun tayini gerekirken dosya kapsamına göre uygun olmayan gerekçe ile beraatine karar verilmesi" nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği bozulmasına karar verilmiştir. Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/410 Esas, 2022/785 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 5237 sayılı Kanun'un 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve aynı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsadereye karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf yasayoluna başvurulmuştur. İki dereceli yargılama sisteminde; ilk derece mahkemesinin yanında ikinci derece olarak maddi vaka inceleyen ve hukukilik denetimi yapan bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin verebileceği kararlar, 5271 sayılı CMK`nun 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilmiştir. Bu kararlardan hangilerinin temyiz kanun yoluna tabi oldukları hangilerinin temyiz edilemeyecekleri, aynı Kanunun 286. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ayrı ayrı sayılmıştır. “Direnme yasağı” başlıklı 5271 sayılı Kanun'un 284 ncü maddesine göre; “(1) Bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. (2) İtiraz ve temyize ilişkin hükümler saklıdır”. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bozma kararı verme yetkisine dair düzenleme, 5271 sayılı Kanun’un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer almaktadır. Kanun koyucu bozma sebeplerini sadece (g) ve (h) bentleri hariç CMK 289 ncu maddesinin birinci fıkrasındaki sebeplerle sınırlı saymıştır. Dolayısıyla bölge adliye mahkemesi; işin esası ile ilgili hukuki ve maddi vaka değerlendirmesi yapmak suretiyle ilk derece mahkemesinin kararını, "beraat yerine mahkumiyetine” veya “mahkumiyeti yerine beraatıne” şeklinde değerlendirme yaparak bozma kararı veremeyecektir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin bu şekilde bir bozma sebebi ile dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi, 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 5271 sayılı Kanun'un 289 ncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemelere açıkca aykırıdır. Hakimlerin kararlarını herhangi bir müdahaleye maruz kalmaksızın sadece kendi vicdani kanaatlerine göre vereceği Anayasa'nın 138 nci maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin somut olayda olduğu üzere CMK 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yeralan bozma için öngörülen sınırlı sebepleri genişleterek ilk derece mahkemesinin kararını bozup göndermesi şeklinde oluşan hukuka aykırılığın yanında ayrıca CMK’nın 284/1. maddesindeki “Direnme yasağı” kapsamında bir takım hukuki sorunları ortaya çıkarmaktadır. Şöyle ki; 1- “Direnme yasağı” nedeniyle, dava ile ilgili yargılamayı yürüten ilk derece mahkemesi delilleri serbestçe takdir sonucu oluşacak kendi vicdani kanaati yerine BAM Ceza Dairesinin kanuna açıkça aykırı olarak yargı yetkisine müdahale içeren bozma kararında yer alan ve esasa ilişkin bağlayıcı nitelikteki kanaat ile bir karar vermeye zorlanmaktadır. Kaldı ki; somut olayımızda olduğu üzere ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş beraat kararını inceleyen BAM ceza dairesince verilen bozma kararı kesin nitelikte olduğundan ve bu karara karşı direnme yasağı gerekçesiyle bozma kararı uyarınca ilk derece mahkemesinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemeyecek hükümlerden olduğundan, bu karara karşı sanığın temyiz hakkı bulunmayacaktır. Oysa ki, iş bu dosyada olduğu üzere BAM ceza dairesince davanın yeniden görülmesi kararı verilerek yapılacak duruşma sonunda ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırarak mahkumiyet kararı vermesi halinde bu karara sanığın temyiz hakkı olacaktır. Bu itibarla, kanuna aykırı olarak yetki aşımı ile BAM ceza dairesince verilen bozma kararının sanığın temyiz hakkını ortadan kaldıran ve temel hak ve özgürlükler kapsamında Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü”ne müdahaleye ulaşan sonuçlara sebebiyet vereceği kuşkusuzdur. 2-Hukuk devletinde olması gereken yargı mercilerinin Anayasa ve kanunlarla kendine verilen görev dahilinde karar vermesi ve yetkisini aşmamasıdır. 5271 sayılı Kanun'un 284 ncü maddesinde yer alan bozma kararlarının kesinliği nedeniyle bu kararın Yargıtay tarafından incelenip incelenemeyeceği ise diğer bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası; “(1) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.” şeklindedir. Buna göre, Yargıtay Dairesince yapılan temyiz incelemesinin konusunu, öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin bozma dışında kalan ve temyiz edilen hükümleri oluşturmaktadır. Kanun koyucu; temyiz aşamasındaki bozma kararı ile istinaf kanun yolundaki bozma kararını farklı değerlendirmiştir. En önemli fark olarak istinaf kanun yolunda verilen bozma kararlarının kesinliği ve bunlara karşı direnme yasağının öngörülmesidir. O halde BAM ceza dairesinin bozma kararları kesindir. Kanun koyucu, işin esası ile ilgili bir hüküm olmayan ve son karar niteliği bulunmayan bozma kararlarına karşı herhangi bir olağan yasa yolu öngörmemiştir. Bu düzenlemeler karşısında; bozma kararının temyiz yasa yoluna taşınması (CMK m.286/1) mümkün değildir. İnceleme konusu dosya içeriğinde, ilk derece mahkemesi kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 sayılı kararı ile “sanıklar aleyhine mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmasına karar verildiği, bu hususun yukarıda açıklanan CMK 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmemesi nedeniyle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine bozma kararı vermesinin ve bu bozmaya dayanarak İlk Derece Mahkemesinin yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının gerekse İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen karar ile anılan kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 18.05.2023 tarihli ve 2023/1326 Esas, 2023/1312 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunu esastan reddine dair kararı ve ayrıca sanık müdafinin temyiz talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 13.09.2023 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddine ilişkin kararlarının hukuki değerden yoksun nitelikte olduğu belirlenerek; Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2019/674 Esas, 2022/89 sayılı Kararının katılan vekili tarafından istinaf edildiği gözetilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesi kararı verilerek yapılacak duruşma sonunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurma konusunda görevli ve yetkili olduğundan, bu şekilde yapılacak istinaf incelemesi neticesi verilecek kararın temyiz edilmesi halinde Yargıtay’a gönderilmek üzere dava dosyasının yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği halde işin esası ile ilgili bir hüküm olmayan ve 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca bozma kararlarına karşı herhangi bir olağan yasa yolu öngörülmemiş olması karşısında temyiz yasayolu incelemesine konu edilemeyecek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 28.06.2022 tarihli ve 2022/2297 Esas, 2022/4050 sayılı bozma kararının incelenmesinin yapılarak bozulmasına dair karara ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.18.12.2023