İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2025/4502 Karar: 2025/10460 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/4502 K.2025/10460

7. Ceza Dairesi 2025/4502 E. , 2025/10460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2014/163 E., 2014/705 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret kararı kaldırılarak verilen mahkûmiyet hükmünün onanması İTİRAZA K

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2025/4502 E. , 2025/10460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2014/163 E., 2014/705 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret kararı kaldırılarak verilen mahkûmiyet hükmünün onanması İTİRAZA K

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2025/4502 E. , 2025/10460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2014/163 E., 2014/705 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Ret kararı kaldırılarak verilen mahkûmiyet hükmünün onanması İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 24.03.2025 tarihli ve 2021/8185 Esas, 2025/4467 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2025 tarihli ve 7-2016/280666 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I.İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, ''İtiraza konu uyuşmazlık, temyiz başvuru tarihinden sonra dosyaya yeni tarihli vekaletnameyi sunan müdafiin temyiz başvurusunun incelenmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Söz konusu uyuşmazlık, mahkemeye erişim hakkı kapsamında inceleneceğinden mahkemeye erişim hakkının ne olduğu, nasıl kullanılacağı ve sınırlandırıp sınırlandırılamayacı konusunun tartışılmasında yarar görülmüştür. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir ( (Anayasa Mahkemesi (AYM. ... Mühendislik Ltd. Şti. (2) [1. B.], B. No: 2013/3236, 06/05/2015, § 31). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanunyolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (AYM. ... [1. B.], B. No: 2012/1049, 26/03/2013, § 22). Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olan (AYM, ... [2. B.], B. No: 2022/13323, 30/05/2025, § 5; (... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. ve ... Gıda Endüstriyel Maddeler Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2020/12486, 29/04/2025, § 36) ve bir uyuşmazlığı mahkeme veya yargı organı önüne taşıyabilmek (İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/02/1975, § 36) ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı, sadece ilk derece mahkemesine dava açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (İHAM, ... ve .../Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42). Bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı, hakkında suç isnadı bulunan bir kimsenin, bu isnat hakkında bir mahkeme tarafından bu isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme hakkıdır. İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (İHAM, Geffre/Fransa, B. No: 51307/99; 23/01/2003, § 34). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara tabidir. İHAM'a göre bu hak, Sözleşme’nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan, herhangi bir hakkın gerçek kapsamını sınırlayan hudutlardan başka, örtülü olarak izin verilen sınırlandırmalara da tabidir. İHAM, mahkemeye erişim hakkına yönelik birtakım sınırlamaların kabul edilebileceğini ancak sınırlamaların meşru bir amaca yönelik olmadığı veya kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisinin bulunmadığı durumlarda kısıtlamaların Sözleşme'nin 6. maddenin birinci fıkrasına uygun olmayacağını belirtmiştir. Uygulanacak olan sınırlandırmaların, bireylerin başvurularını bu hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve ölçüde kısıtlamaması gerekir (İHAM, Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/5/1985, § 57). Ayrıca bir sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurulmalıdır. Aksi takdirde sınırlama mahkemeye erişim hakkı ile bağdaşmaz (İHAM, Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78, 28/05/1985, § 57; ... ve .../Türkiye, B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 40). Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen, aşırı derecede zorlaştıran, imkansız hale getiren veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (AYM. ... [2. B.], B. No: 2012/791, 07/11/2013, § 52). Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için süre ve şekil gibi bir taktım koşullar öngörülmesi, dava açmayı imkansız kılacak ölçüde katı olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin gereği olup, mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan âdil yargılanma hakkını ihlâl edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdırlar (İHAM, Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/07/2007, § 29; .../Türkiye, B.No: 59601/09, 17/09/2013, § 21). Öngörülen koşulların açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yorumlanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamadığı takdirde, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin kabulü gerekir (İHAM, Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/07/2002, §§ 36-40; AYM, ... [2. B.], B. No: 2013/1718, 02/10/2013). Bu açıklamalar ışığında dosyanın incelenmesinde; yargılama aşamasında avukat yardımından yararlanmayan sanığın hükümden sonra da olsa bir avukata ulaşması, avukatın kararı temyiz ettiğine dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2016 tarihli ve 7-2016/324101 sayılı yazılarının tebliğ edilmesi üzerine, temyiz talebini kabul etmediğine dair herhangi bir itirazda bulunmamış olması karşısında, sanıkla avukat arasındaki vekaletnamenin temyiz dilekçesinden sonra olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin incelenmemesi gerektiğine yönelik kabulün, mahkemeye erişimi imkansız kılacak ölçüde katı, başvuranın hakkının özünü zedeleyecek şekilde ve ölçüde ve kullanılan yöntem ile ulaşılması hedeflenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmayan, bir kabul olması sebebiyle mahkemeye erişim ve dolayısıyla adil yargılama hakkını ihlal eder nitelikte olması karşısında, sanık müdafinin temyiz talebi üzerine hükmün esastan incelenmesi yerine reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, ceza yargılamasında müdafiilik ilişkisinin tesisi bakımından kovuşturma evresinde vekaletname ibraz zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu anlamda sanık adına duruşmalara giren ve sanığın bir itirazının bulunmadığı hallerde vekaletname ibraz edilsin yada edilmesin müdafiilik ilişkisinin oluştuğu kabul edilmektedir. Bu sürecin hüküm verilinceye kadar olan aşama ile sınırlandırılmasının temyiz başvuru hakkını ortadan kaldırdığı yönündeki kabul hukuka aykırı olacaktır. Dolayısıyla hüküm verildikten sonra ve ancak kovuşturma evresinin devam ettiği süreçte sanığın kabul ettiği yada açıkça karşı çıkmadığı hallerde, sanık lehine kanun yolu başvurusunda bulunan müdafiin başvurusu kabul edilerek dosyanın temyiz incelemesine tabi kılınmasının yerleşik uygulamaya da uygun olacağı değerlendirilmiş, açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı Sanık ... lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. Dosyanın esastan yapılan incelemesinde ise sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen, sanığa üst hadden hapis cezası verilmesinin doğru olmadığına, lehe olan yasa hükümleri ile etkin pişmanlık hükümlerinin göz ardı edildiğine ve bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması'' talebine ilişkindir. II.GEREKÇE Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 24.03.2025 tarihli ve 2021/8185 Esas, 2025/4467 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi gereği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 24.03.2025 tarihli ve 2021/8185 Esas, 2025/4467 Karar sayılı ret ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.09.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla