KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2010/4096 E., 2010/5963 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
Karar Metni
311 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı ... tarafından 1047 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki samanlık ve ağılın kendisine ait olduğunun ve aynı taşınmazdaki konutun kendisi tarafından onarılarak mevcut haline getirildiğinin tespitine karar verilmesi talebi ile dava açılmıştır. Davalılardan ... samanlık ve ağıla ilişkin davayı kabul etmiş, harcama miktarını kabul etmemiş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1047 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ahır ve samanlığın davacı tarafça inşaa edildiğinin ve davacıya ait olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından vekalet ücretine, davalılardan ... tarafından ise vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava tapulu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın mülkiyetinin ve mevcut evin onarımının davacı tarafından yapıldığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava, muhtesat aidiyetinin tespiti davası olarak nitelendirilip davalılardan ... aleyhine açılan davanın dava koşulu olan hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğine göre davalı ... yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücreti verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi, öte yandan davacı tarafın dava konusu muhtesatın değerini 10.000,00 TL göstererek dava açtığı, yapılan keşif sırasında değerin 42237,80 TL olarak belirlendiği,
ancak dava konusu bu değer üzerinden yargılama sırasında nispi harcın ikmal edilmediği gözetildiğinde, yargılama sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcının keşifte belirlenen bina değeri üzerinden, vekalet ücretinin ise dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden belirlenip hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsizdir. Kabule göre de.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2010/4096, K. 2010/5963, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama