KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/3953 E., 2012/1989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2012
Karar Metni
1.038 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 181 ada 2 parsel sayılı 32.209.11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmazın bir bölümünün mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 08.06.2009 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 5.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... Köyü merası olarak özel siciline tesciline, geri kalan 27.209.11 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişiler ... ve zirai bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08.06.2009 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 5.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün kamu malı niteliğinde mera olduğu, meraların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Dava konusu 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağına verilen şerhten eldeki dava dışında Kadastro Mahkemesinin 2007/78 ve 2007/80 esas sayılı dava dosyalarında da dava konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın ya da davaların sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; davaların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Bu olgu sağlıklı bir sonuca varmanın, dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır. Ne var ki mahkemece sözü edilen dava dosyaları getirtilerek gerçekten 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın diğer dosyalarda dava konusu olup olmadığı saptanmamış, dosyaların birleştirilip birleştirilmeyeceği tartışılmamıştır.
Temyize konu eldeki davada yanlar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 08.06.2009 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 5.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplanmıştır. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
Uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Yasa uyarınca, mülki amirlikten sorulup saptanması zorunludur.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile uyuşmazlık çözümlenecektir. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi konusunda yetersiz denetime elverişli olmayan yetersiz ziraat bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur.
O halde öncelikle mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için uyuşmazlığın saptanan niteliği de dikkate alınarak aynı taşınmaz hakkında açılan dava dosyaları getirtilerek 181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın diğer dosyalarda dava konusu edildiğinin saptanması halinde HUMK.’nun 45 ve onu izleyen maddeleri uyarınca yöntemine uygun şekilde birleştirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği düşünülmelidir.
Daha sonra eldeki dava da uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi, tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı,
bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda tespit bilirkişilerinden olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmadığı dikkate alınarak tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde,
yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir rapor alınmalı, bir yerde hayvan otlatmanın o yerin gerçekten mera olduğu anlamına gelmediği, halk arasında boş, kullanılmayan yerlerde de hayvan otlatıldığı ve bu gibi yerlere de mera denildiği gözönüne alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/3953, K. 2012/1989, 21 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama