KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6002 E., 2013/16195 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
Karar Metni
383 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı ile dava dışı kişiye ait arsa üzerine yapılacak inşaata ortak olmak konusunda sözleşme yaptıklarını, inşaatın bitip bağımsız bölüm maliklerine kura çekimi yapılması konusunda ihtarnameler çekildiğini, davalının sözkonusu inşaattan ortaklık sözleşmesindeki (%5)'lik kısma tekabül eden kısmın tapuya davacı adına tescilini istemiş; ıslah dilekçesi ile talebini bedele dönüştürmüştür.
Davalı cevabında, yetki itirazında bulunmuş ve davacının sözkonusu inşaata ilişkin herhangi bir masraf yapmadığından alacağıda olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının inşaatın (%5)'inin masraflar düşüldükten sonra kalan net bedeli yönünden alacak hakkı bulunduğu gerekçeşiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, taraflar arasında adi ortaklık sabit olup davacının talebi adi ortaklık kar payına ilişkindir. Bu istem aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsar. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir. Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.'da düzenlenmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6002, K. 2013/16195, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama